BOLEYN KIZI ¦ 487
"Evet," dedim. "Şehvet parlayışı gibi değil mi sence de? İkisi de bağırıp çağırıyor, sonra
sessizce birbirlerinin kollarına sokuluyorlar."
"Henry ona tapıyor olmalı," dedi George. "Adama önce saldırıyor, sonra bağrına basıyor.
Tanrım, daha önce hiç bu kadar açık bir biçimde görmemiştim. Tutkulu bir fahişe gibi, değil
mi? Onun ağabeyiyim ama şu an her şeyi bırakıp ona sahip olmak istiyorum. Adamı çılgına
çevirir."
Başımla onayladım. "Her seferinde yumuşuyor ama hep bir iki dakika fazla bekliyor. Her
zaman neredeyse sınıra kadar zorluyor, hatta bazen ötesine geçiyor."
"Her türlü gücü avucunda taşıyan bir kralla oynanmayacak kadar tehlikeli, lanet bir oyun bu."
"Başka ne yapabilir ki?" diye sordum. "Onu bir şekilde elinde tutması gerek. Adamın tekrar
tekrar kuşatmak isteyeceği bir kale gibi olmalı. Bir şekilde heyecanı dorukta tutması lazım."
George elimi kolunun arasına soktu, patika boyunca soylu çifti takip ettik. "Ya Northumberland
Kontesi?" diye sordu. "Kadın Henry Percy'nin Anne'le önceden ilişkiye girdiği gerekçesine
dayanarak evliliğini asla geçersiz kılamayacak?"
"Bence dul kalana dek beklemesinde bir sakınca yok," dedim kaba bir ifadeyle. "Anne'e çamur
atılmasına izin veremeyiz. Kontes sonsuza dek karısını değil bir başkasını seven bir adamla evli
kalacak. Kontes olma hırsından vazgeçip kendisini seven bir adamla evlenseymiş o zaman."
"Bugünlerde aşka mı düştün sen de, ne?" diye sordu George. "Bunlar o avam erkeğin lafları
mı?"
Sanki aldırmıyormuşum gibi güldüm. "O avam erkek gitti," dedim. "İyi de oldu. Tıpkı fark
ettiğim gibi iki taraf da ciddi değildi."
Yaz 1532
Avam erkek, William Stafford haziranda dayımın hizmetine geri döndü. Saraya geri
döndüğünü, hazır olduğumda Hever'a doğru bana eşlik edeceğini söylemek üzere yanıma
geldi.
"Sör Richard Brent'e bana eşlik etmesini rica ettim," dedim soğuk bir tavırla.
Büyük bir zevkle yüzündeki şaşkınlık ifadesini seyrettim. "Kalmama izin vereceğini, çocuklara
ata binmeyi öğretmeyi umut ediyordum."
"Çok naziksin," dedim buz gibi bir tonla. "Belki gelecek yaza." Döndüm ve orada oyalanmamı
sağlayacak bir laf etmesine fırsat bırakmadan yürüyüp uzaklaştım. Bakışlarını arkamda
hissettim ve anladım ki, benimle bir ölçüde de olsa flörtleşmesinin ve başka biriyle evlenmeyi
planlamasına rağmen beni salak durumuna düşürmesinin intikamını aldığımı fark ettim.
Sör Richard sadece birkaç gün kaldı, gitmesi onu da, beni de rahatlattı. Taşrada çocuklarıyla
ilgilenen, çiftçileriyle
BOLEYN KIZI ¦ 489
uğraşan Mary ona hiç cazip gelmedi. Sarayda flörtleşmek-ten başka yapacak hiçbir şeyi
olmayan diğer Mary'yi tercih ederdi. Neyse ki, kral Fransa'ya yapılacak bir kraliyet gezisinin
planlanması için onu saraya geri çağırdığında duyduğu rahatlamayı tam gizleyemedi.
"Sizi bırakıp gitmek zoaında kaldığım için kendimi perişan hissediyorum," dedi uşakların atını
ahırlardan getirmesini beklerken hendeğin yanında, güneşin alnında durduğumuz sırada.
Çocuklar köprünün bir yanından hendeğe minik filizler atıp diğer taraftan çıkmasını bekliyordu.
Onları izlerken güldüm.
"Bu saatler alır," dedim. "Akıntı hızlı değil." "William bize yelkenli tekneler yapmıştı," dedi
Catherine gözünü kendi filizinden ayırmadan. "Rüzgâr ne yöne eserse o yöne gidiyorlardı."
Dikkatimi tekrar perişan haldeki âşığıma yönelttim. "Sizi özleyeceğiz, Sör Richard. Lütfen
ablama saygılarımı iletin." "Ona taşranın sana bir mücevherin etrafına sarılmış yeşil bir kadife
gibi çok yakıştığını söyleyeceğim," dedi.
"Teşekkür ederim," diye cevapladım. "Bütün saray mı Fransa'ya gidiyor, biliyor musunuz?"
"Asiller, kral, Leydi Anne ve nedimeleri," dedi. "Ve İngiltere'deki bütün sahneleri bu yolculuk
için hazır etmem gerekiyor."
"Eminim bu konuda size herkesten çok güvenebilirler," dedim. "Beni buraya muazzam bir
konfor içinde getirdiniz." "İsterseniz geri götürebilirim," diye önerdi. Elimi Henry'nin sıcacık
başının tepesine yerleştirdim. "Biraz daha burada kalacağım," dedim. "Yazları taşrada
geçirmeyi seviyorum."
490 ¦ Philippa Gregory