Test Drive | Page 112

yemek yemeye teşvik edildi. Tanrım! O çocuğa neler yedirdiler! Sanki böylece gözlerinin önünde şişip müzakerelerin yapıldığı birkaç ay içinde evlenecek ölçülere ge-lebilecekmiş gibi. Fransa'dan treniyle eve dönen babam her yerdeydi, krala danışmanlık yapıyor, delegelere tercümanlık ediyor, kardinalle Avrupa'nın yeni ittifakını nasıl kurmaları gerektiği üzerine gizli toplantılar düzenliyor, son olarak da dayımla bu kargaşayı nasıl ailenin çıkarları adına kullanabilecekleri üzerine entrikalar planlıyordu. Aralarında Anne'in yeniden saraya dönmesi gerektiğine karar verdiler. İnsanlar onun neden gittiğini merak etmeye başlamıştı. Babam Fransız delegelerinin onu görmesini isti298 ¦ Philippa Gregory yordu. Dayım kraliçenin odalarına giden basamaklarda beni durdurup Anne'in geri döneceğini söyledi. "Neden?" diye sordum cesaretimin yettiği kabalıkla. "Henry, daha geçen gece bana bir oğlan istediğinden bahsediyordu. Anne geri dönerse her şeyi mahvedecek." "Senin oğlundan bahsetti mi peki?" diye sordu bana sözünü sakınmadan ve ben ağzımı açmayınca başını iki yana salladı. "Hayır. Kral konusunda hiç ilerleme kaydetmiyorsun, Mary. Anne haklıydı. Hiç ilerleyemiyoruz." Başımı çevirip pencereden dışarı baktım. Öfkeli ama sessiz göründüğümün farkındaydım. "Peki, Anne sizi nereye götürecek sizce?" diye patladım. "Ailenin iyiliği için çalışmayacak, söyleneni yapmayacak. Kendi kazançları, kendi arazileri, kendi unvanları için çalışacak." Dayım burnunun kenarını kaşıyarak beni başıyla onayladı. "Evet, o kendine çalışan bir kadın. Ama kral onu isteyip duruyor, ona karşı bir bakıma sana hiç olmadığı kadar aç." "Benden iki çocuğu var!" Dayımın kara kaşları sesimin yükselmesiyle birlikte yukarı kalktı. Anında başımı tekrar önüme eğdim. "Özür dilerim. Ama daha ne yapabilirim? Anne benim yapmadığım ne yapabilir? Onu sevdim, onunla yattım, ona sağlıklı iki bebek verdim. Hiçbir kadın daha fazlasını yapamazdı. Anne bile. Herkes için çok değerli olmasına