Gösterdiği çabanın sonunda nefes nefese kalan Sessizlik, buzda dizleri üzerinde
ilerliyordu. Neden sonra, ölü fokla yüz yüze gelecek biçimde karnı üzerine uzandı.
Crozier sessizliğini koruyarak geriye bir adım daha attı. Garip ama kendini çocukken
gittiği Memo Moira'nın kilisesindeki gibi hissediyordu.
Sessizlik parkasına uzanıp sedeften yapılmıĢ matarasmclaki suyu ağzına boĢalttı.
Suyu sıvı olarak tutabilmek için, matarayı kürklerin altındaki çıplak göğüslerinin arasında
taĢıması gerekiyordu.
Dudaklarını fokun dudağına koyarak onu garip bir Ģekilde öptü. Kızın ağzını açıĢı
bile en az dört kıtadan erkekle birlikte olan fahiĢelerin tavrını andırıyordu.
Crozier, ama onun dili yok, diye hatırlattı kendine.
Ağzındaki suyu fokun ağzına akıtıyordu.
Eğer fokun yaĢayan ruhu henüz vücudundan çıkmadıysa, onu öldüren zıpkının ve
sedef kancalı mızrak ucunun güzelliğine, Ses-sizlik'in onu öldürürkenki sinsiliğine, sabrına
ve kullandığı avlanma tekniğine hayran kalırdı. Diğer fok-ruhlara gidip, böylesi taze ve
temiz su içme Ģansını yakalamak için bu avcının yanına gitmeleri gerektiğini söylerdi.
Crozier'ın tüm bunları nasıl bildiğine dair bir fikri yoktu. Çünkü Sessizlik bunları ona
iplerle anlatmamıĢ ya da mimikleriyle ifade etmemiĢti. Yine de doğru olduğunu biliyordu.
Sanki bu bilgi her sabah ona eziyet eden baĢ ağrılarından geliyordu.
Ayin sona ermiĢti. Sessizlik ayağa kalktı, pantolonlarındaki ve parkasındaki karı
silkeledi, değerli aletlerini topladı ve beraberce ölü foku kar-evlerinin bulunduğu yüz
seksen metre öteye kadar sürüklediler.
Bütün akĢam yemek yediler. GörünüĢe göre Crozier Ģimdiye dek hiç bu kadar tıka
basa doymamıĢtı. Her ikisinin yüzü de bir domuzun kıçı gibi yağlıydı. AkĢamın sonlarına
doğru, kendi yüzünü ve Sessizlik'in aynı ölçüde yağlanmıĢ yüzünü iĢaret ederek
kahkahalara boğuldu.
Sessizlik tabii ki hiç kahkaha atamıyordu; ama Crozier, geyik derisinden Ģortu
dıĢında bir Ģey giymemiĢ olan Sessizlik'in aceleyle geçidin giriĢine gidip ellerinde avuç
dolusu taze karla geri geldiğinde yüzündeki gizli gülümsemeyi fark etmiĢti. Yüzlerini yumuĢak geyik derisiyle silmeden önce karla temizleyeceklerdi.
Buz gibi su içtiler, ısıtıp biraz daha fok yediler, yine su içtiler, dıĢarı çıkıp tuvalet
ihtiyaçlarını giderdiler, nemli kıyafetlerini az yanan fok yağı ateĢinin üzerindeki rafa
koyarak kuruttular, ellerini ve yüzlerini yeniden yıkadılar, diĢlerini parmaklarıyla ve iple
bağlı çubuklarla fırçaladılar ve soyunup yorganın altına yuvarlandılar.
Crozier, Sessizlik'in küçük ellerini apıĢ arasında ve gizli bölgelerinde hissettiği
zaman uykudan uyandı.
Hemen sertleĢerek tepki verdi. Son fiziksel ağrısını ve Eskimo kızıyla yaĢadıklarının
vicdan azabını unutmamıĢtı; bu ayrıntılar aslında kızın küçük ve ama ısrarcı parmakları
penisinin yakınınday-ken aklında bile değildi.