Ġkisinin de soluk alıp veriĢleri hızlanmıĢtı. Kız bacağını adamın apıĢ arasına uzatmıĢ
aĢağı yukarı hareket ettiriyordu. Crozier onun ılık göğüslerine yapıĢıp kızın cayır cayır
yanan yuvarlak kalçasını kavrayarak kasıklarını sıkıca bacaklarına doğru çekti. Penisi
sertleĢmiĢ, nabız gibi atıyordu ve ĢiĢmiĢ ucu, kızın sıcak teniy-le olan her geçici temasta
fok göstergesindeki tüyler gibi titreĢiyordu. Vücudu, derinlerdeki bilge içgüdülerinden hisler
yüzeyine doğru hızla yükselen bir fok gibiydi.
Sessizlik üzerlerindeki yorganı bir kenara attı ve Crozier'ın kucağına oturdu. Elini
aĢağı uzatıp zıpkın fırlatırcasına hızlı hareketlerle onu içine aldı. Tek bir vücut olmaya
baĢladıklarında Crozier, "Ah, Yüce Ġsa..." diye inledi. Kızın, Crozier'ın gergin penisi
karĢısındaki direncini ve yavaĢ yavaĢ teslim oluĢunu hissediyordu. Bir bakireyle birlikte
olduğunun farkındaydı. Ya da bu bakire onunla birlikte oluyordu. "Oh, Tanrım," daha
vahĢice hareket etmeye baĢlıyorlardı.
Kızın omuzlarını aĢağı doğru iterek onu öpmeye çalıĢtı; ama kız yüzünü çevirdi. Ve
yüzünü onun yanaklarına, boynuna koydu. Crozier Eskimo kızlarının nasıl öpüĢüleceğini
bilmediklerini unutmuĢtu... Kuzey kutbunu keĢfe giden Ġngilizlere eski duayenlerin
ilk,anlattığı Ģeydi bu.
Sorun değildi.
Bir dakika içinde ya da daha kısa bir zamanda kızın içine boĢaldı. Çok zaman
geçmiĢti.
Sessizlik hâlâ onun üzerinde yatıyordu, küçük ve terli göğüsleri adamın terli
göğsünde dümdüz olmuĢtu. Her ikisi de birbirinin hızlı kalp atıĢlarını hissedebiliyordu.