Ancak ağzından söyleyeceği sözler yerine, sıcacık kan dökülmeye baĢladı.
Sakallarından süzülen kan, koca adamın karnını kaplayarak ellerine ve oradan da tekneye
aktı.
Kan dalgalar halinde donmuĢ olarak orada dumyordu ve bu haliyle Hz. Ġsa'nın
kahverengi sakalını andırıyordu.
ArkadaĢının Ölüm Uykusu Hickey'i pek rahatsız etmedi; çünkü ne zaman istese
Magnus'u geri getirebileceğini biliyordu. Ama kanlar içindeki açık ağzı, sonsuzluğa bakan o
gözleri ve donmuĢ kan Ģelalesi, Tanrı'nın sinirlerini bir iki gün oynatmaya yetti. O sabah
uyanmak zor oldu. Özellikle gözlerin soğuktan donup da beyaz, buzlu ve kırpılmayan
yuvarlaklar haline gelmesinden sonra.
Hickey tahtının arkasına geçti ve ileri doğru sürünmeye baĢladı. Destekli silahı ve
bir çanta dolusu fiĢek tozunu; kürekçilerin oturduğu tahtanın ortasında duran ve Hickey'in
açlık hissetmeye baĢlayana kadar yemeğe tenezzül etmeyeceği bir yığın çikolatayı,
testereleri, çivileri, kâğıt rulolarını geçerek etrafına havlu ve ipek mendillerin yığıldığı
Magnus'un kanlı cesedi üstünde durdu. ArkadaĢının son zamanlarda yanından ayırmadığı
Ġncil'leri tekmeleyip dağıttı.
Ancak Magnus'un ağzı kapanmayacaktı. Hickey, ne o beyaz gözleri kapatabilirdi ne
de adeta donmuĢ kandan oluĢan bu kalın nehri kırabildi.
"Üzgünüm, canım," diye fısıldadı. "Ama biliyorsun ki bana bu Ģekilde dik dik
bakılmasından hoĢlanmam."
Gözleri yuvalarından çıkarmak için geminin bıçağını kullanmıĢtı. Daha sonra onları
uğuldayan karanlığın içinde uzaklara fırlatıp attı. Nasılsa Magnus'u geri getirdiğinde
bunları tekrardan yerine takacaktı.
Sonunda, onun emriyle, fırtına dindi. Uğultu durdu. Teknenin batı ve rüzgâr üstü
tarafında kar kalınlığı bir buçuk metreyi bulmuĢ ve rüzgâr altı yönündeki tenteyle kaplı
boĢluğu da kar doldurmuĢtu.
Çok soğuktu ve Hickey, olağanüstü öngörüleri sayesinde kuzeyden kara bulutlann
geleceğini görebiliyordu. Fakat bu akĢam için, dünya sakindi. GüneĢin güneyden battığını
görerek 16 veya 18 saat sonra yine güneyden doğacağını ve bu zamana kadar geçen süre
içersinde gözükmeyeceğini bildi. Yani Karanlık Çağ baĢlayacaktı -on bin yıl süren karanlıkve bu Cornelius Hickey'in amaçlarına uyuyordu.
Bu gece soğuk; ama sakindi. Yıldızlar parlıyordu. Hickey kıĢın yükselen bazı
takımyıldızlarının isimlerini anık öğrenmiĢti; ama bu gece Büyük Ayıyı bulmakta zorlandı.
Ayrıca teknesinin kıçında oturmaktan memnundu, kuĢtüyü paltosu ve kasketi onu oldukça
sıcak tutuyordu. Eldivenleri küpeĢtenin üzerindeydi, gözleri Terör Kampı yönünde
sabitlenmiĢti. Eğer istese kızak hayvanlarını ve dostlarını hayata geri getirebilirdi. Aylar ve
yıllar sonra kendi üstünlüğünün garip; ama kaçınılmaz bir mucize olduğunu düĢünüyordu.
Cornelius Hickey'in önceki hayatıyla ilgili hiçbir piĢmanlığı yoktu. Yapmas KvW&V