59
HICKEY
on günlerde Cornelius Hickey kral olmaktan vazgeçmiĢti.
KuĢkulanıyordu, hâlâ emin değildi; ama emin olmaya çok yakındı. Cornelius artık
Tanrı olmuĢtu.
Diğerleri öldüğü halde o hâlâ yaĢıyordu. Artık soğuğu da hissetmiyordu. Açlık ve
susuzluk gibi eskiden kalma ihtiyaçlarını da bas-tırabiliyordu. Ne geceye sinen o mutlak
karanlığı görüyor ne de üfleyen kar ve uğuldayan rüzgâr onun hislerine mani oluyordu.
Ölüme daha yakın olanlar, çadırları yırtılıp uçtuğunda teknedeki tentelere ihtiyaç
duymuĢlardı. Koyunlar gibi toplanıp baĢlarını bir araya sokmuĢ, sırtlarını da rüzgâra karĢı
dönmüĢ, ölümü bekliyorlardı. Hickey ise teknesinin kıç tarafındaki tahtında oldukça rahattı.
Tipi, rüzgâr ve ağır hava koĢulları nedeniyle üç hafta kadar bir yere
kıpırdayamadılar. Kızak hayvanları artık açlıktan sızlanmaya baĢlamıĢtı ve Hickey onlara
somun ekmeğiyle balık getiren bir Tanrı gibiydi.
Seeley'i beslemek için Strickland'ı vurmuĢtu.
Brown'u beslemek için Dunn'u,
Jerry'yi beslemek için Gibson'ı, Smith'i beslemek için de Best'i,
Orren'i beslemek için Morfin'i... ya da tam tersiydi. Hickey bu önemsiz konularla
uğraĢmazdı.
Ancak daha sonra onun cömen bir Ģekilde beslediği adamlar da, ya yorganlarının
altında donarak ya da çektikleri ıstıraptan kıvranarak öldüler. Onlardan zaten sıkılmıĢtı,
hatta bazılarını kendisi vurdu. Son iki hafta içinde diğerlerini doyurabilmek adına öldürdüğü
adamdan daha fazlasının vücudundaki çeĢitli organları kesmiĢ; buna rağmen henüz
doymamıĢtı. Belki de gelip geçici bir hevesti. Ayrıntılarını hatırlayamıyordu. Önemsizdi.
Bu fırtınalar sona erdiğinde -Hickey canı isterse fırtınayı da durdurabilirdi- ölümden
kurtardığı adamlar aslında ondan, Terör Kampından ve Magnus'tan kurtulmuĢ olacaklardı.
Lanet olası cerrah tekneden ve mezarlıktan çok uzaktaki küçük çadırında zehirlenip
donarak ölmüĢtü; ama Hickey bu hoĢ olmayan geliĢmeyi yok saymayı tercih ediyordu.
Bütün Tanrılar gibi Cornelius Hickey'in de korkuları vardı; zehirden ya da bulaĢıcı
hastalıktan oldu olası korkardı. Lanet cerrahın ölü numarası yapıp yapmadığını anlamak
için küçük çadırın giriĢinde durup cesede bir mermi sıktı. Sonra Yeni Tanrı Hickey, dönüp
zehirlenmiĢ Ģeyi ve onun kirlenmiĢ çadırını terk etti.
Haftalardır pmvadaki özel yeri için mızmızlanan Magnus son iki gündür garip bir
Ģekilde sessizdi. Tipi kesildiğinde tekneyi ve yanındaki karla kaplı tenteyi, üzerinde
bulundukları alçak tepeyi, donmuĢ plajı ve uçsuz bucaksız buz tarlalarını donuk lambanın
ıĢığı aydınlatıyordu. Magnus sevgilisine ve Tanrı'ya yalvaracakmıĢ gibi ağzını açtı.