Bay Hickey'in gösterisi Teğmen Hodgson'ın ölümüyle ya da Magnus Manson'ın
onun cesedini çırılçıplak soyup orada toplananların önüne bırakmasıyla bitmemiĢti.
Bunları gördükten sonra göğsüme bir ağrı saplandı. Bir tıp adamı olarak Ģunu
söylemeliyim ki, zavallı Hodgson düĢündüğümden de zayıftı ve kilosu bir insanın yaĢaması
için gerekli olanın altındaydı. Kolları bir deri bir kemik kalmıĢtı. Kaburga kemiği ile kalça
kemiği neredeyse derisini parçalayıp dıĢarı çıkmak üzereydi. Ve vücudunun her yerinde
çürükler vardı.
Bay Hickey beni öne çağınp elime bir makas verdi ve toplulu-ğıın önünde teğmeni
kesmeye baĢlamam konusunda ısrar etti. Duraksadım.
Bay Hickey, cana yakın bir sesle tekrarladı. Yine duraksadım.
Bunun üzerine Bay ManĢon'a elimden makası alıp beni de ayağımızın dibindeki
çıplak ceset gibi soymasını emretti.
Ben çırılçıplakken, Bay Hickey adamlann önünde birileri bir geri volta atarak benim
uzuvlarımı iĢaret ediyordu. Bay ManĢon elindeki makasla yanımda durdu.
Hickey, "KardeĢler Grubumuzda görevden kaçanlar için oda bile yoktur," dedi. "Ben
sevgili adamlarınızın istisnasız hepsinin sağlığını korumayı planlıyorum. Ve bu cerrah ona
ihtiyacımız olduğu süre içersinde ortak menfaatimiz için gerekli olan bir Ģeyi reddedecek
olursa cezalandırılmalıdır. Bu sabah talebimizi iki kere reddetti. Biz bu iki önemsiz ayrıntıyı
hoĢnutsuzluğumuzun bir iĢareti olarak ortadan kaldırmalıyız."
Hickey daba ileri gitti ve elindeki uzun namlulu silahla parmaklarımı, burnumu,
penisimi, yumurtalıklarımı ve kulaklarımı dürttü.
Sonra elimi kaldırdı.
"Bir cerrahın bize faydası olabilmesi için parmaklarına ihtiyacı vardır," dedi ve
yapmacık bir kahkaha attı. "Bunları sonuna kadar koruyacağız."
Adamların çoğu güldü.
Bay Hickey, "Onun artık penisine ya da yumurtalıklarına ihtiyacı yok," diyerek
elindeki soğuk uzun namlulu silahla sözünü ettiği yerleri dürttü.
Adamlar yine güldüler. Sanırım beklenti çok yüksekti.
Bay Hickey "Ama bugün merhametli günümüzdeyiz," dedi ve Bay ManĢon'a ayak
parmaklarımdan ikisini kesmeyi emretti.
Ġri budala "Hangi ikisini, Cornelius?" diye sordu.
Gösterimizin Ģefi, "Sen seç, Magnus," dedi.
Toplanan kalabalık tekrardan gülüĢtü. Sadece ayak parmaklanırım ortadan
kaldırılması onları hayal kırıklığına uğratmıĢtı. Yine de ManĢon 'm benim karĢı konulmaz
kaderimden büyük bir zevk aldığını söyleyebilirim. Bu onların suçu değildi. Vasat bir denizci herhangi bir Ģekilde nefret edilen kiĢiden sorgulamaksızın nefret eder hale gelir.
Bay ManĢon iki büyük parmağımı seçti.