Doktor Goodsir beni burada nasıl bırakır? Cerrahın onu son kez omuzlarından
tutarak kaldırıp çorba içirdiği zamanı anımsamaya çalıĢtı. Bunu en son dün akĢam genç
Hartnell yapmıĢtı, değil mi? Yoksa birkaç gün önce miydi? Cerrahın onu görmeye en son
ne zaman geldiğini hatırlamıyordu.
"Bekleyin!" diye seslendi.
Çıkan Ģey sesten ziyade bir vızıltı gibiydi. Jopson günlerdir, belki de haftalardır hiç
konuĢmadığını fark etti ve uğuldayan kulakları kendi sesini bile duymakta güçlük
çekiyordu.
"Bekleyin!" Ancak bu kadar oluyordu. Elini sallarsa belki onu görüp geri dönmelerini
sağlayabilirdi.
Thomas Jopson elini kaldıramadı ve bunu yapmayı denerken de düĢüp suratını
yerdeki donmuĢ çakıllara çarptı.
Böyle olmayacaktı, dirsekleri üstünde sürünerek onlar bunu fark edene kadar
peĢlerinden gidecekti. PeĢlerinden yüzlerce metre sürünebilecek kadar sağlıklı bir
denizciyi bırakıp gitmezlerdi.
Jopson aĢınan dirsekleri üstünde bir metre daha ilerleyip yine donmuĢ çakıl zemine
düĢtü. Etrafını sis kaplamıĢtı ve birkaç adım gerisindeki çadırını bile göremiyordu. Rüzgâr
inlemeye baĢladı, belki de inleyen, çadırların içindeki diğer hastalardı ve soğuyan hava
ıslak pantolonuyla kirli yün kazağının içindeki bedenini titretti. Böyle sürünerek çadırdan
uzaklaĢmaya devam ederse çadıra dönmeye gücü kalmayacak ve burada, soğuğun
ortasında ölecekti.
"Bekleyin!" dedi. Cılız sesi yeni doğmuĢ bir kedinin miyavlamasını andırıyordu.
Süründü, kıpırdandı, kıvrandı ve ancak bir metre daha ilerleyebildi... belki birkaç
adım daha. Sonunda zıpkın yemiĢ bir fok gibi yere kapaklandı. Gücü tükenen kollarını
ancak yüzgeç kadar hareket ettirebilirdi, hatta o kadar bile değil.
Jopson çenesiyle buzlu zemini kazarak ilerlemeye çalıĢtı; ama kalan diĢlerinden
birini de o a