"Lanet olsun, lanet olsun!" diye haykırdı Hickey volta atarak. "Beni izlerken bu büyük
kralın lanet yüzüne son kurĢunu sıkmak istiyordum. Canı cehenneme. Beni kazıkladı."
"Bakın Bay Hickey," dedi Golding kıkırdayarak. Karanlık suda yüzüstü duran bir
figüre benziyordu gösterdiği Ģey.
"Bu sadece lanet olası paltosu," dedi Aylmore. Tüfeğini doğrulmuĢ, dikkatle
gölgelerin arasından çıkmıĢtı.
"Lanet olası paltosu," diye tekrarladı Robert Golding.
"Demek orada," dedi Aylmore. Des Voeux ve diğerleri tüfek seslerini duyup
gelmeden buradan gitsek nasıl olur? Diğerleriyle aramızda iki gün var ve daha cesetleri
parçalatmamız lazım."
"ġimdilik kimse burayı terk etmeyecek, " dedi kalafatçı yardımcısı. "Crozier bâlâ
bayatta olabilir."
"Paltosuz haldeyken, bu kadar kurĢun yedikten sonra mı?" diye sordu Aylmore. "ġu
paltoya bak, tüfekten çıkan kurĢunlar onu parça parça etmiĢ."
"Hâlâ hayatta olabilir. Öldüğüne emin olmalıyız. Hem belki cesedi suyun yüzüne
çıkar."
"Ne yapacaksın?" diye sordu Aylmore. "Cesedine ateĢ mi edeceksin?"
Hickey arkasını döndü, Aylmore'a sertçe baktı. Ondan çok daha uzun boylu olan
Aylmore geri çekildi. "Evet," dedi Cornelius Hickey. "Tam d 'V