Test Drive | Page 417

Hickey arkasını döndü. "Goodsir, ona acısını dindirecek bir Ģey ver." Cerrah baĢıyla onayladı. KonuĢunca sesi zayıf, gergin ve kuru çıktı: "Yanımda bir ĢiĢe Dover Tozu var. Bir çeĢit koka bitkisinden yapılıyor. Buna bazen kokain derler. Ona bunu vereceğim. Ġsterseniz hepsini vereyim. Biraz adamotu, afyon tentürü ve morfin de veririm. Bu acısını dindirecektir." Çantasına uzandı. Hickey silahını kaldırdı, cenahın sol gözüne niĢan aldı. "Eğer Magnus'u daha kötü yapacak bir Ģey vereceksen, hele bir de çantandan ilaç yerine neĢter çıkaracak olursan, lanet olası Ġsa adına yemin ederim ki seni hayalarından vurur, onları yediririm s'ana. Anlıyor musun, doktor?" "Anlıyorum," dedi Goodsir. "Eylemlerimi Hipokrat yemini altında gerçekleĢtiriyorum." Bir ĢiĢe ve bir kaĢık çıkardı, bunun üzerine az miktarda morfin sıvısı koydu. "Bunu iç," dedi dev adama. "TeĢekkür ederim, Doktor," dedi Magnus ManĢon. Ses çıkararak içti. 'Cornelius!" diye bağırdı Thompson ileriyi iĢaret ederek. Crozier yerinde yoktu. Kan izleri buz bacalarına doğru gidiyordu. "Ah, lanet olsun," dedi kalafatçı yardımcısı iç çekerek. "Bu bok herif boyundan büyük sorunlar çıkarıyor. Dickie, silahını yeniden doldurdun mu?" Hickey bu soruyu sorarken kendi tabancasını dolduruyordu. "Evet," dedi Aylmore tüfeğini doğrultarak. "Thompson, getirdiğim diğer tüfeği al, cerrah ve Magnus'la beraber burada kal. Eğer doktor hoĢuna gitmeyecek bir hareket yaparsa, hayalarını havaya uçur." Thompson baĢıyla onayladı. Golding kıkırdadı. Hickey'in elinde tabanca, Golding ve Aylmore'un ellerinde tüfekler, ayın aydınlattığı buza doğru ilerlediler ve sonra, tek sıra halinde, dikkatli bir biçimde buz bacası ve gölge dolu ormana daldılar. "Burada onu bulmak zor olabilir," diye fısıldadı Aylmore karanlığı buz bacaları arasındaki boĢluklardan geçerek delen ay ıĢığı altında. "Sanmıyorum," dedi Hickey, buz blokları arasında siyah noktalı telgraf mesajı gibi uzanan kan izlerini göstererek. "Elinde hâlâ tabancası var," diye fısıldadı Aylmore buz bacaları arasında dikkatle ilerlerken. "Onun da tabancasının da canı cehenneme," Hickey botlarıyla buzda biraz kayarak ilerlerken. Golding yüksek sesle kıkırdadı. "Onun da tabancasının da canı cehenneme," diye tekrarladı neĢeli bir sesle. Kan izleri on iki metre ötedeki siyah polinidda bitiyordu. Hickey ileri doğru fırladı ve aĢağı baktı. Ġki buçuk metre derinliğindeki kuyunun yan tarafında yatay kan izleri dikey kan izlerine dönüĢmüĢtü. Oradan suya girmiĢ olmalıydı.