olmaları gerektiğini düĢündü çünkü güneydeki ufka ilk gri ıĢık düĢmeden önce yola
çıkmıĢlardı. Bay Co-uch daha sonra Goodsir'e bu grubun kuzeye, adanın sahilden uzak iç
kesimlerine ilerlediğini, ikinci ya da üçüncü gün kuzeybatıya dönmeyi planladığını söyledi.
Cerrah, Hickey'in grubundaki adamların diğer grubun tam tersine ne kadar ağır
yükler taĢıdıklarını gördüğünde çok ĢaĢırdı. Male, Sinclair ve Samuel Honey dahil
kamptaki herkes her türlü gereksiz eĢyayı, yüz gündür taĢıdıkları uygarlığın son
kalıntılarını -tarakları, kitapları, havluları, yazı masalarını- artık taĢımak istemezken, Hickey
ve adamları atılan bu parçalan akıl almaz biçimde, çadırlar, uyku tulumları ve gerekli
yiyeceklerle beraber yanlarına almıĢtı. Bir çantada yüz beĢ tane sarılı siyah çikolata vardı;
bu çikolatalar Bay Diggle ve Bay Wall tarafından buraya getirilmiĢti ve bunlar on altı kiĢi
arasında paylaĢtırıldı - adam baĢı altı buçuk çikolata düĢüyordu.
Teğmen Hodgson, Crozier'la el sıkıĢmıĢtı; bu gruptan birkaç kiĢi arkadaĢlarına
birkaç kuru veda sözcüğü söylemiĢti ama Hickey, ManĢon, Aylmore ve gruptaki en nefret
dolu tayfalar hiçbir Ģey söylemediler. Kalafatçı yardımcısı Johnson Hodg-son'a dolu
olmayan bir tüfek ve bir çanta dolusu kurĢun verdi; genç teğmenin bunları ağır filikaya
yerleĢtiriĢini izledi. En önde ManĢon olmak üzere on altı adamdan en az on ikisi kızaktaki
yerlerini aldı; sadece kara sürtünen kızaklardan çıkan seslerin bozduğu bir sessizlik içinde'
yola çıktılar; kızak tümsek oluĢturan kayalara tırmanıyor, yeniden buza iniyordu. Yirmi
dakika sonra, Kurtarma Kampı'nın güneyindeki hafif