sonra, sonunda ölmüĢtü; cesedi gömülmeden ve üzerine tek kelime edilmeden buzun
üzerine bırakılmıĢtı.
Geminin kayıtlarında yola çıkan iki "genç adam" bulunuyordu. ġimdiyse, sadece biri
hayattaydı. Çocuksu hareketlerine rağmen artık çocuk sayılamayacak, yirmi üç yaĢındaki
Robert Golding yoklamaya yanıt vermiĢti.
Yola çıkarken altmıĢ iki can taĢıyan Terör gemisinden, 13 Ağustos 1848'de
Kurtarma Kampı'na katılan otuz beĢ kiĢi kalmıĢtı.
Otuz dokuz Erebus tayfası, otuz beĢ Terör tayfası olmak üzere yetmiĢ dört kiĢi
hayattaydı; 1845 yılının yazında Grönland'dan yüz yirmi altı kiĢiyle yola çıkmıĢlardı.
Ama Ģu anda hayatta sayılan tayfalardan dördünün son yirmi dört saat içinde ayağı
kesilmiĢti; en az yirmi tanesi devam edemeyecek kadar hasta, sakat, aç ve zayıftı. Sefere
katılanların üçte biri sınır noktasına varmıĢtı.
Yeniden kendilerini toplama zamanıydı. . .
"Her Ģeye kadir Tanrı," diye baĢladı Crozier yorgun sesiyle, "ruhlarımız senden gelir
ve inananların ruhu bedenlerini terk ettikten sonra zevk ve neĢeyle sana döner: Otuz
dokuz yaĢındaki kardeĢimiz John Diggle'ı yanına alarak bu günahkâr dünyanın acılarından
kurtardığın için sana teĢekkür ederiz. Senin seçiminle burada kalanlar olarak, temiz
imanımızla sana yakarıyoruz; bizlere de aynı onuru yaĢatmanı, bizi yanına alarak,
ruhumuzu ve bedenimizi sonsuz büyüklüğünde dinlendirmemize izin vermeni istiyoruz.
Âmin."
"Âmin," diye tekrarladı ayakta durmayı baĢarabilen altmıĢ iki tayfa cılız bir sesle.
"Âmin," dediler çadırda yatan on iki kiĢiden bazıları.
Crozier toplanan tayfalara dağılma emri vermedi.
'"Erebus ve Terör gemileri tayfaları, John Franklin Seferi üyeleri, arkadaĢlar," dedi
sertçe. "Bugün hangi yolu izleyeceğimize karar vermek zorundayız. Hepiniz -geminin
yasaları ve Kraliyet Donanması KeĢif Birimi yasaları uyarınca- benim emrim altındasınız ve
ben sizi azledene kadar da benim emrim altında olmaya devam edeceksiniz. ġimdiye
kadar Sor John'un, YüzbaĢı Filzjames'in ve benim emirlerime uydunuz ve bu konuda
zorluk çıkarmadınız. Pek çok arkadaĢımız ve. dostumuz Ġsa efendimizin yanındalar Ģu
anda. Ama yetmiĢ dördümüz hâlâ hayattayız. Bütün kalbimle burada, Kurtarma Kampı'nda
bulunan herkesin Ġngiltere'ye sağ salim dönmesini, ailelerine kavuĢmasını istiyorum; Tanrı
Ģahidimdir ki bunun gerçekleĢmesi için elimden geleni yaptım. Ama bugün bu amaca
ulaĢmak için verilecek kararı size bırakıyorum."
Tayfalar kendi aralarında fısıldaĢıyorlardı. Crozier birkaç dakikalığına buna izin verdi
ve sözlerine devam etti. "Ne yaptığımızı duydunuz - Doktor Goodsir yola çıkamayacak
kadar hasta olanlarla beraber burada kalacak; daha sağlıklı olanlar Back Nehri'ne doğru
yol alacaklar. Aranızda hayatta kalmamız aklına için baĢka bir çare gelen biri var mı?"
Tayfalar yere bakıyor, botlarını yere sürtüyorlardı; ortalık sessizdi. Ama sonra
George Hodgson öne çıktı.