Öksürüklerle bölünen sevinç nidaları duyuldu.
Tekneler ve yüzen buz kütleleri güneye doğru gidiyorsa haftalardır süren kızak
çekme iĢi bitmiĢ demekti. Ama buzullar sadece kuzey yönünde kırılıyordu.
Teknede yaĢamak, yüzen buz kütlesi üstünde yaĢamak kadar kötüydü. Çok
kalabalıktı. Sırılsıklam vücutlar gece ve gündüz dip dibeydi. Tuvalete ihtiyacını gidermek
için küpeĢteden sarkmak gerekiyordu; ama zaten açlıktan ölmek üzere olan iskorbüt hastası denizcilerin bu tür ihtiyaçları pek kalmamıĢtı. 28 Temmuz 1848 Cuma günü Crozier'ın
teknesindeki gözcü yaklaĢık beĢ kilometre sonra kuzeybatı yönünde suyun açıldığını
söyledi.
Teknelerdeki adamlar on sekiz saat boyunca küreklere asıldılar. Hatta gücü yetenler
zaman zaman küreği bırakıp yollarını tıkayan buzulları kazmayla kırdılar.
Gece saat on birden sonra kayalık bir sahile indiler. Denizcilerin kızakları indirip
tekneleri onların üstüne yükleyecek halleri kalmamıĢtı. Çadırları ve uyku tulumlarını bile
açacak durumda değillerdi.
Çakıllara uzanıp birbirlerinin sıcağıyla uykuya daldılar. Crozier bugün kimseye nöbet
görevi vermemiĢti. Eğer yaratık onları yakalamak isteseydi bundan daha iyi bir fırsat
bulamazdı. Crozier uyumadan önce bir saat boyunca seyir haritası ve sekstantıyla çalıĢtı.
Hesaplarına göre yirmi beĢ gündür kızak çekerek güneydoğuya doğm yetmiĢ beĢ
kilometre yol almıĢlardı. Adelaide Yarımada-sı'nın kuzeyindeki Kral William Adası'nda
bulunuyorlardı; ama iki gün öncesine oranla Back Nehri'nin ağzına artık daha uzaktaydılar.
Kuzeybatıya doğru elli altı kilometre ilerleyip boğazı geçebil-seler nehrin ağzına ulaĢmak
için doksan altı kilometrelik yollan daha kalıyordu. Büyük Esir Gölü'ne ve kurtuluĢa
ulaĢmaları içinse bin beĢ yüz kilometreden fazla yol katetmeleri gerekirdi.
Crozier sekstantını kutusuna yerleĢtirdi ve kutuyu