Denizcilerin sürekli ıslak çorap ve ıslak çizmelerin içinde kalan ayakları morarıyor, çürümeye baĢlıyor ve sonunda kangren oluyordu. Hollanda çadırları ıslanmıĢtı ve hiç
kurumuyordu. Ġçine girebilmek için çatırdatarak açtıkları uyku tulumları da ıslanıp
donmuĢtu ve kuruma ihtimalleri yoktu. Sabahları birkaç saatlik uykularından
uyandıklarında çadırların içini kırağı çaldığını görüyorlardı ve YüzbaĢı Crozier ile Des
Voeux'nun çadırlara getirdiği ılık çaylarını yudumlarken eriyen kırağı üstlerine yağıyordu.
Buzda kaldıkları ilk hafta Crozier'ın kıĢkırtması yüzünden kamarotlar çalıĢmamaya
baĢlamıĢtı ve kumandanlarının kendilerine hizmet etmelerine de hiç aldırmıyorlardı.
Erebus'un aĢçısı Bay Wall, günün büyük bölümünü filikalardan birinde tüberküloz
benzeri bir rahatsızlık yüzünden yatarak geçiriyordu. Bay Diggle ise, üç yıldır
Majestelerinin Gemisi Terör1 deki büyük ocağının yanında nasıl canlı ve yetenekliyse hâlâ
aynıydı. ġimdi eter gazı bittiği için ve buraya ispirto ocaklarıyla kömür ocaklarını da
getinnedikleri için Bay Diggle, denizcilere günde iki kez kısıtlı miktarda salamura domuz eti
ve kalan yiyeceklerden hazırlıyordu. Her zaman iyimser bir adam olan Diggle, fok yağıyla
yanan bir* ocak ve bir piĢirme kabı ayarlamıĢtı. Eğer daha fazla fok avlayabilirlerse Diggle
da ocağı yakabilecekti.
Crozier adamlarını her gün avlanmaya gönderiyordu; ama denizciler avlayacak bir
Ģey bulamıyor ve nadiren bulduklarında da onları vurmayı baĢaramadan kaybediyorlardı.
Avcılar zaman zaman kurĢunlarını birkaç fok balığına isabet ettiriyorlardı; ama foklar yara
alır almaz denize atladığından geride sadece buz üstündeki kan lekeleri kalıyordu. Bazen
de yere uzanıp yakalayamadıkları fokların buza dökülen birkaç damla kanını emiyorlardı.
Daha önce kutuplarda birçok yaz geçiren Crozier temmuz ortalarında buraların
hayatla dolu olduğunu biliyordu. Denizayıla-rı kendilerini buz kütlerinin üstüne atıp
geğirtiye benzer sesler çıkarırlardı; fok balıkları suyun içinde küçük çocuklar gibi oyun
oynar, morinalar ve denizgergedanları açık sularda batıp çıkardı. DiĢi kutup ayıları
yavrularıyla birlikte fokların peĢine düĢer, büyük ve tehlikeli erkek kutup ayılarından
yavrularını korumaya çalıĢırlardı. Yaz gelince kutupların mavi göğünde kuĢlar çoğalır,
buzdağlarına, kıyıya ve buzul kütlelerine dağılırlardı. De-nizkırlangıçiarı, martılar ve
akdoğanlar ise suyun üzerinden süzülüp geçerdi.
Bu yaz, buzun üstünde, Crozier ve gittikçe azalan mürettebatı ile onları sinsice takip
eden o Ģey dıĢında neredeyse bir tek canlı bile yoktu. Denizciler birkaç kez kutup tilkilerinin
sesini duymuĢ, kar üstündeki izlerini görmüĢ ama kendilerine bir türlü rastlamamıĢlardı.
Açıktaki balinaları gören avcılar var güçleriyle koĢup onlara yaklaĢmaya çalıĢsalar da
oraya ulaĢtıklarında hiçbir Ģey bulamadan dönüyorlardı.
Crozier ellerin FV