Crozier'ın tek istediği o yaratığı yakalamaktı. Diğerlerinin aksine Crozier yaratığın
ölümlü olduğuna inanıyordu, o sadece bir hayvandı, hepsi bu. Belki diğer hayvanlara göre
daha zekiydi; ama sonuçta bir hayvandı.
Hayatta kalan denizciler açlık ve iskorbüt yüzünden ölmek üzere olsalar da yaratığın
ölümü onların moralini hayli yükseltebilirdi. Yirmi galon rom bulsalar, intikamın verdiği
mutluluğun yerini tutamazdı.
Yaratık, Teğmen Little ve adamlarını gölde öldürdüğünden beri ortalıkta
görünmüyordu. YüzbaĢı, ava gönderdiği grupları yaratığın izlerine rastlar rastlamaz geri
dönmeleri konusunda uyarıyordu. Gücü yeten herkesin eline bir silah verip o yaratığın
peĢine düĢmek istiyordu. Gerekirse Hint çayırlarında kaplan avlayanlar gibi, yaratığı
yakalayabilmek uğruna adamlarına gürültü yaptıracak, onun dikkatini çekmeye çalıĢacaktı.
Onu kendilerine yaklaĢtırabilmek için gereken tek Ģey yemdi. Crozier'a göre
yaratığın sadece geceleri onaya çıkması ve onlardan saklanmasındaki sebep de buydu;
çünkü ellerinde yem olsaydı yaratık onlara hiç düĢünmeden yaklaĢırdı. Ama yaratığa sunabilecek taze etleri yoktu; zaten ellerinde taze et olsa bunu yaratığa yem etmek yerine
kendileri yerdi.
Crozier bu canavar kılıklı Ģeyin ebatlarını düĢünüyordu, en az bir tonluk et ve kas
yığınıydı. En büyük kutup ayısının yedi yüz kilogram ağırlığında olduğu düĢünülürse,
yaratığın yanında duran bir kutup ayısı, iriyarı bir adamın yanındaki av köpeğine benzerdi.
Yani katillerini öldürebilirlerse karınları haftalarca doyardı. Yaratığın tadı yürüyüĢ
esnasında yedikleri domuz etine bile benze-seydi, intikamın tadı onlara yeterdi.
Francis Crozier iĢe yarayacağını bilse, kendini yem olarak feda etmekten
çekinmezdi. ĠĢe yarayacağını bilseydi. Eğer adamlarından yalnızca birkaçını bile konıyup
beslemeye yetecekse, Crozier kendini yem etmeye hazırdı.
Crozier'ın aklına bir hafta önce terkedilmiĢ bir teknede cesedini buldukları Er Henry
Wilkes geldi. Ona bir cenaze töreni bile yapılmamıĢtı. Crozier, Des Voeux ve denizcinin
birkaç arkadaĢı dıĢında cenazenin baĢında kimse toplanmamıĢtı.
Teknede uzanırken, Wilkes'in cesedini yem olarak kullanmalıydık, diye düĢündü.
Sonra aklına, daha taze bir yeme sahip oldukları geldi. Bunu daha önce de
düĢünmüĢtü. David Leys sekiz aydır onlara sadece yük oluyordu. Son dört aydır bitkisel
hayattaydı, denizciler ona öğlenleri et suyu çorbası ve sabahları da bir kaĢık Ģekerli çay
veriyorlardı.
Hickey ve Aylmore bile bir kez olsun onu ya da onun gibi ağır hasta olan diğerlerini
geride bırakmayı teklif etmemiĢlerdi; ama hepsinin aklından aynı düĢünce geçmiĢ
olmalıydı...
Onları ye.
Önce Leys'i ye, sonra ölenleri yemeye devam et.