Bu gölün geldiğimiz yol dıĢında baĢka bir çıkıĢı yoktu. BeĢ tekneyle, açık suyun
etrafını iki kez dolaĢtık; ama Ģükürler olsun parçalanmıĢ giysilerden baĢka bir Ģeye
rastlamadık.
Öğlen olmuĢtu, hepimizin tek dileği bu lanetli yerden bir an önce uzaklaĢmaktı. Ama
üç denizcimizin cesedini ya da ceset kalıntılarını, hak ettikleri biçimde defnet m eliydik.
Birçoğumuz bunun, yapabileceğimiz son resmi cenaze töreni olduğunu düĢünüyordu.
Gölden, Teğmen Little'ın teknesindeki çadır ve yelken dıĢında faydalı hiçbir Ģey
çıkartamadık. Onu da dostumuz Harry Peglar için kullandık. Göl giriĢinde bulduğu m
iskelet parçalarını kutuda bıraktık ve Bay Reid'in gövdesinden arta kalanları da fazla uyku
tulumlarından biriyle sardık.
Denizde yapılan cenaze törenlerinde ölen kiĢinin ayağına gülle bağlanırdı ve
böylece bu kiĢinin cesedi utanç içinde suda yüzmez, Ģerefli bir biçimde dibe batardı, ama
bizim güllemiz yoktu. Denizciler Bayan J. Franklin teknesinin pruvasındaki demiri söküp
Goldner konservelerinin de boĢ kutularını topladılar ve ağırlık yapsın diye kefenlerin içine
doldurdular.
Kalan dokuz tekneyi sudan çıkarıp kızaklara yerleĢtirmek epey zamanımızı aldı.
Tekneler dıĢındaki diğer levazımatın da kızaklara yüklenmesi yorgun mürettebatın kalan
gücünü de tüketmiĢti. ĠĢlerini bitirdikten sonra buzul kütlesinin kıyısında toplandılar.
Denizciler ne uzun bir cenaze törenini ne de Crozier'ın efsanevi kitabt Leviathan'dan
bölümler dinlemeyi kaldırabilecek haldeydi; ama YüzbaĢı'nın 90. Mezmuru okumaya
baĢlaması hepimizi hem ĢaĢırtmıĢ hem de duygulandırın iĢti.
'"Efendimiz, bizim için her kuĢakta bir sığınaksın. Dağlar doğmadan önce ve
yeryüzü ve dünya yaratılmadan önce ezelden beri ve sonsuza dek sen Tanrı'sın.
Ġnsanı uçuruma itersin ve PiĢman olun insanoğlu', dersin.
Bin yıl senin gözünde dün, geçen gün ya da bir gece nöbeti gibidir.
Ġnsanın yaĢam çizgisi bir uyku gibidir, sabahleyin yeni bitmiĢ çimen gibidir.
Sabah çiçek açar ve geliĢir, akĢam solar ve kurur.
Senin kızgınlığın bizi yakıp bitiriyor ve senin öfkenden çok korkuyoruz.
Hatalarımızı önümüze koydun, dile getirilemeyecek günahlarımız senin yüzünün
ıĢığı altında. Tüm günlerimiz senin öfkenle yok oluyor, senelerimiz bir solukta geçiyor.
Hayatımız yetmiĢ yıl en fazla seksen yıl ve bunun çoğu acı ve üzüntü içinde
çabucak geçiyor ve uçup gidiyoruz.
Kim senin kızgınlığının gücünü ölçebilir?
Bize günlerimizi iyi saymayı öğret, böylece kalbimizin daha bilge olmasını
sağlayalım.
Dön Tanrı!
Ne zamana kadar bizden uzak duracaksın?