"Ne yapalım," dedi Crozier. Gelen hava atkısından geçip yumuĢamasına rağmen
ciğerlerini acıtıyordu. "Zaman gelip de nöbeti alınca halat odasına bakarsın, orada
olmazsa... yapacak bir Ģey yok!"
Son basınç sırtlarını geçmiĢler, Erebus'a dört yüz metre kala buzlu denizin
ortasında durmuĢlardı. Gördüğü sahne karĢısında Crozier'ın ağzı atkısının ve yukarı
çektiği yakasının altında açık kaldı.
YüzbaĢı tayfaların Büyük Venedik Karnavalını tıpkıl824 yılında Hoppner ve Parry'nin
yaptıkları gibi geminin hemen dibinde gerçekleĢtireceğini sanmıĢtı. Ama pruvası buz
kaidesinin üzerinde yukarı kalkmıĢ, karanlık ve terkedilmiĢ görünümüyle Erebııs bir yanda,
dört yüz metre ötede bulunan buzdağının hemen dibindeki ıĢıklar, meĢaleler, hareketler ve
sesler diğer yandaydı.
"Aman Tanrım," dedi Teğmen Irving.
Erebııs karanlık bir yapı gibi görünürken, buz, buz bacası tarlaları ve yükselen,
parlayan buzdağının hemen önünde renkli yelkenler ve yanan meĢalelerden oluĢan yeni
bir Ģehir doğmuĢtu adeta. Crozier sadece olduğu yerde kalakalmıĢ, bakabiliyordu ancak.
Her yerde halat vardı. Bazıları sanki buzdağının üzerine tırmanmıĢ, buzdağının
yirmi metre üzerindeki büyük buz çıkıntılarına geçirilmiĢti. Halatlar makaralarla
güçlendirilmiĢti. Üç direkli bir savaĢ gemisine yetecek halat ve yelken kullanılmıĢtı.
Yüz kadar buzlu halattan oluĢan bir örümcek ağı buzdağından Erebııs'a doğru
uzanıyor, ıĢıklandırılmıĢ ve boyanmıĢ yelkenlerden oluĢan bir Ģehri ayakta tutuyordu.
Bazıları on metre ya da daha fazla yükseklikte olan bu boyalı yelken duvarları buza, buz
paçalarına ve buz bloğuna kazıkla bağlanmıĢ, dikey direklerde iyice gerilmiĢ, uzun
buzdağına diyagonal olarak duracak Ģekilde gerilmiĢti.
Crozier daha da yaklaĢtı. Hâlâ göz kırpıyordu. Göz kapaklarının donup yapıĢma
tehlikesine rağmen gözlerini kırpmaya FWf