Güvertedeki durum düzelmemiĢ, hatta Irving'in yemek yemek için beĢ saat önce
aĢağı inmesinden bu yana daha da kötüleĢmiĢti. Rüzgâr kuzeybatıdan esiyor, karları
savuruyor, görüĢ mesafesini üç metreye ya da onun da altına düĢürüyordu. Karlar yüzünden aĢağıya doğru sarkmıĢ yelkenlerin yanında, kapağın bulunduğu yerde, ellerinde
baltalarla beĢ kiĢilik bir çalıĢma takımının, canlarını diĢlerine takarak, küfrederek ellerinden
geleni yapmasına rağmen buz her yeri kaplamıĢtı. Irving bir piramit oluĢturan yelkenlerin
arasından geçti; rüzgâr fenerin ıĢığının yüzüne gelmesine neden oluyordu. ÇalıĢma
takımında iĢini yapmayan biri olup olmadığına baktı. Üst güverteden sorumlu çavuĢ
Reuben Male nöbetçileri ve çalıĢma takımını denetliyordu; Irving onu adamın elindeki
fenerin ıĢığını takip ederek buldu.
Male buz tutmuĢ, elbiseli bir tümsek gibiydi. Yüzünü bile kalın pamuk atkılarla
örtmüĢtü. Kalın koluna sıkıĢtırdığı tüfeği buz tutmuĢtu. Ġki adam da seslerini duyurabilmek
için birbirlerine bağırmak zorundaydılar.
"Bir Ģey gördünüz mü, Bay Male?" diye bağırdı Irving, üst güverte ç