Sophia tekrar gülümsedi. "Hayır, canım. ÇiftleĢme dönemleri ağustos ve ekim ayları
arasındadır. Yani güvendeyiz. Tabii canavarlardan birine rastlamazsak."
"Canavar mı?"
"Hayır, canım. Canavarlardan biri. Belki de duymuĢsundur bunlara Tazmanya
Canavarı denir."
"Tabii duydum," dedi Crozier. "Bir geminin ambar kapağı kadar büyük çeneleri olan
korkunç yaratıklar. Ayrıca bunların çok vahĢi, avcı hayvanlar olduklarına dair pek çok Ģey
duydum. Bir atı ve bir Tazmanya kaplanını tek lokmada yutabilirmiĢ."
Sophia baĢıyla onayladı, yüzünde ciddiyet vardı. "Hepsi doğru. Bu kıllı, kocaman,
iĢtahlı ve öfkeli bir hayvandır. Hele bir de seslerini duysan - buna bir kükreme bile
denemez. Sanki yanan bir yere kilitlenmiĢ insanların çığlığına benzer çığlıkları. Senin gibi
cesur bir denizcinin bile, geceleri bu tarlalara yalnız baĢına çıkmak istemeyeceğine
eminim."
"Sen onların çığlıklarını duydun mu peki?" diye sordu Crozier Ģaka yapıp
yapmadığını anlamak için yüzüne bakarak.
"Ah, evet. Tanımlanamaz bir ses bu. Gerçekten korkutucu. Bu çığlık yüzünden
kurbanı bir an için donup kalır, canavar da bundan yararlanarak onu yer. Belki de onun
sesi kadar korkunç olan tek ses kurbanlarının çığlıklarıdır. Bir keresinde tek bir Tazmanya
canavarının saldırısına maruz kalan bir koyun sürüsünün melemelerini duymuĢtum.
Canavar hepsini tek bir lokmada yutmuĢ, arkasında tek bir hayvan bile bırakmamıĢtı."
"ġaka yapıyorsun," dedi Crozier, hâlâ kadının ne kadar ciddi olduğunu anlamak için
yüzüne bakarak.
"Asla canavarlarla ilgili Ģaka yapmam, Francis," dedi Sophia. Bir baĢka karanlık
ormana giriyorlardı.
"Peki senin bu canavarların ornitorik de yerler mi?" diye sordu Crozier. Bunu
sorarken ciddiydi ama James Ross ya da tayfalarının bu soruyu sorduğu sırada yanında
olmamalarına memnundu çünkü soru bir anda ona çok aptalca gelmiĢti.
"Bir Tazmanya canavarı her