olacaklardı. Bununla birlikte basınç sırtlarıyla dolu bu yirmi beĢ millik donmuĢ deniz
yolculuğunda ocaklarla beraber kömür taĢımak da zorunlu olacaktı. Kral William
topraklarında ve hatta onun yüzlerce kilometre güneyinde bile kesilebilecek ağaç yoktu.
Crozier kararını vermiĢti, bir sonraki seferde ocakları götüreceklerdi ve o da tayfalarıyla
beraber gidecekti. Zifiri karanlıkta ve inanılmaz bir soğukta ilerleyeceklerdi. Hayatta
kalabilen hayatta kalacaktı.
Crozier ve Sophia Cracroft 1843 yılında, Nisan aynın ertesi günü Ornitorik Gölü'ne
gitmek üzere yola çıktılar.
Crozier Hobart Townda yaptıkları diğer yolculuklar gibi bu sefer de fayton
kullanacaklarını sanıyordu ama Sophia iki at hazırlamalarını emretmiĢ ve bu iki atın yanına
piknik malzemeleri taĢıyan bir eĢek almıĢlardı. Sophia bir erkek gibi ata biniyordu. Crozier,
kadının giydiği siyah "eteğin" aslında çobanların giydiği bir çeĢit geniĢ pantolon olduğunu
fark etti. Giydiği beyaz kumaĢ bluz ise hem seksi hem de biraz eskimiĢ bir kıyafetti.
GüneĢten korunmak için geniĢ bir Ģapka takmıĢtı. Botları yüksek, cilalı ve yumuĢaktı;
muhtemelen kabaca Crozier'ın bir yıllık yüzbaĢı maaĢına denk bir fiyatı vardı.
Kuzeye doğru sürdüler atlarını; valilik konağından, merkezden uzaklaĢtılar, tarlalar
arasından geçen dar bir yolu takip ettiler, hapishaneyi geride bırakıp küçük bir yağmur
ormanına, oradan da daha yüksek kırlara ulaĢtılar.
"Ornitorenklerin sadece Avustralya'da bulunduğunu sanıyordum," dedi Crozier.
Eğerde bir türlü rahat edemiyordu. Ata binmeye ne fırsatı ne de ihtiyacı olmuĢtu. Atın
üzerinde hoplayıp durmaktan dolayı sesinin titreyerek çıkmasından dolayı utanmıĢtı.
Sophia ise atın üzerinde herhangi bir bankın üzerinde otururcasına rahattı; kadın ve at
sanki tek parça gibiydiler.
"Ah, hayır canım," dedi Sophia. "Bu küçük garip Ģeyler kuzeyimizdeki kıtanın belli
kıyı bölgelerinde yaĢarlar ama Van Diemen Adası'nda bunları her yerde görebilirsin. Yine
de biraz utangaçtırlar. Artık onları Hobart Town'da pek göremiyoruz."
"Canım," sözünü duyunca Crozier'ın yanakları kızardı.
"Tehlikeli midirler?" diye sordu.
Sophia güldü. "Aslında erkek olanları çiftleĢme döneminde tehlikelidirler. Arka
bacaklarında zehirli bir mahmuzları vardır ve çiftleĢme döneminde bunlar zehirli hale
gelirler."
"Bir adamı öldürecek kadar zehirli midirler?" diye sordu Crozier. Aslında bu
hayvanların tehlikeli olduklarını çizgi karikatürlerden öğrenmiĢti ve tehlikeli olup
olmadıklarını sorarken Ģaka yapıyordu.
"Küçük bir adamı öldürebilirler," dedi Sophia. "Ama ornitoriğin mahmuzuna maruz
kalanlar o acıyı duymaktansa ölmeyi tercih ettiklerini söylüyorlar."
Crozier sağındaki genç kadına baktı. Bazen Sophia'nın Ģaka yapıp yapmadığını
anlamak zordu. Bu durumda, kadının ciddi olduğunu farz etmek zorunda kaldı.
"Peki Ģu anda çiftleĢme dönemlerinde midirler?"