Test Drive | Page 137

yapmak güvenli değildi. Yaratık, YüzbaĢı'nın bulunduğu çadırın yakınındaki bir baĢka çadıra saldırdığında ve denizciler George Kinnaird ve John Bates can havliyle kaçarak hayatlarını güçlükle kurtardıklarında bunu anlamıĢlardı. Gemiler ayakta kaldıkça, geminin gövdesi ve yukarı kalkmıĢ güvertesi bir tür duvar görevi görüyor, gemiyi bir çeĢit kaleye çeviriyorlardı. Buzdayken, çadırlarını ne kadar sağlam yaparlarsa yapsınlar etrafta gece gündüz nöbet tutan en az yirmi adama ihtiyaç oluyordu ve böyle olduğu zaman bile adamların hemen harekete geçip geçemeyecekleri Ģüpheliydi. Kral William topraklarına kızakla giden ve orada kamp yapan herkes bunu biliyordu. Ayrıca, geceler uzadıkça karanlık içinde çadırların içinde savunmasız kalma korkusu - tıpkı Kutup soğuğu gibi içlerine iĢliyordu. Crozier biraz daha viski içti. Erebus ve Terör Van Diemen Adası'na döndüğünde 1843 yılının Nisan ayına gelmiĢlerdi - Güney Yarımküre'de sonbaharın baĢı yaĢanıyordu ama günler hâlâ uzun, hava hâlâ sıcaktı. Ross ve Crozier bir kez daha vali konağına konuk oldular. Burası Hobart Town'da oturanlarca Hükümet Binası olarak anılıyordu. Ama bu defa Franklinlerin üzerine kara bulutlar çöktüğü belliydi. Crozier, bununla ilgilenmemeye çalıĢtı; Sophia Cracroft'un yanında olmak onu çok mutlu ediyordu. Ama ele avuca sığmaz Sophia bile Erebus ve Terör gemileri Güney Kutbu'ndayken Hobart'ta ortayan çıkan bu havadan, olaylardan, komplolardan, ihanetlerden ve krizlerden etkilenmiĢti. Bu yüzden Crozier, vali konağında geçirdiği ilk iki gün boyunca Franklinlerin bunalıma girmesine neden olan olayları dinlemek zorunda kalmıĢtı. AnlaĢılan yerel toprak sahiplerinin çıkarlarını temsil eden ikiyüzlü, hain sömürge memuru Kaptan John Montagu adında bir adam Sör John'un altı yıllık valiliği boyunca ne onun ne de sözünü esirgemeyen, dikbaĢlı karısı Bayan Jane'in istediği çizgiye gelmeyeceğini anlamıĢtı. Crozier, Sör John'dan -Sör John, kitap dolu çalıĢma odasında Crozier'dan çok Kaptan Ross'la konuĢuyordu- "yerli halkın cana yakın olmayan davranıĢları ve kamuoyunda 'acınası bir zayıflık' olduğunu" duymuĢtu. Crozier, Sophia'dan Sör John'un halkın gözünde "ayakkabılarını yiyen adam" olmaktan, "bir sineği bile incitmeyecek bir adama" dönmüĢ; daha sonra halk Tazmanya Yarımadası'nda çok kullanılan bir deyimi kendisine yakıĢtırmıĢ ve ona "kılıbık" demeye baĢlamıĢtı. Sophia, Crozier'a, bu son iftiranın sömürgedeki toprak sahipleri tarafından yayıldığını söylemiĢti. Sör John ve eĢi Bayan Jane insanlık dıĢı koĢullarda çalıĢtırılan yerlilerin ve mahkûmların durumlarında iyileĢtirmeler yapmaya çalıĢmıĢlardı. "Önceki valiler mahkûmları buradaki toprak sahiplerine ve kentteki zengin iĢadamlarına onların çılgınca projelerini gerçekleĢtirmeleri üzere kiralar, elde dilen kardan paylarını alır ve seslerini çıkarmazlardı," diye anlatmaya devam etti Sophia Cracroft, valilik bahçesinin gölgelerine doğru yürürlerken. "Ama John Amca bu oyunu oynamadı onlarla." "Çılgınca projeler derken neyi kastediyorsun?" diye sordu Crozier. Sessizce konuĢup beraber, neredeyse sıcak sayılacak bir karanlıkta yürürlerken Sophia'nın elinin kolunu tuttuğunu çok iyi fark ediyordu.