muhtemel nedeni konservelerin iyi lehimlenmemesiydi. Ama Sör John Ģimdilik bu sorunu
unutmayı tercih etti.
Rüzgâr, geniĢ buzlar üzerinde esti. Bu rüzgâr, cesedi ve etrafına serpilmiĢ kanı
daha fazla belirgin kılmıyor, tersine belirsizleĢtiriyordu. Etraftaki basınç sırtlarında ve buz
bacalarında hiçbir Ģey kımıldamıyordu. Sör John'un sağındaki adamlar rahat rahat
oturuyorlar, tütün çiğniyorlardı; kimisi eldivenli ellerini tüfeklerin üzerine koymuĢ
dinlendiriyordu. Sör John eğer o yaratık buzda görülecek olursa o eldivenlerin bir saniye
içinde çıkarılacağını iyi biliyordu.
Bu sahneyi, bu anı ezberlediğini fark ederek gülümsedi. Bu anı, Jane için, kızı
Eleanor ve tatlı yeğeni Sophia için bir anekdot olarak saklıyordu. Bugünlerde bunu sık sık
yapıyordu. Buzdaki kötü durumlarına bir dizi anekdot olarak bakıyor, bunları gözlemliyor ve
sözcüklere döküyordu - öyle çok uzun ve süslü sözcüklere değil, kendisini zaten zevkle
dinleyen birinin dikkatini dağıtmayacak kadar sade sözcüklere. Gelecekte bunları akĢam
yemeklerinde sevdiği kadınlara anlatacaktı. Bu komik tuzağı hazırladıkları, çadırın içine
kalabalık bir biçimde doluĢtukları, iyi hissettiği, tüfek yağı, pamuk ve tütün kokusunu
duyduğu bu an, karları savuran rüzgâra ve avlarını gergin bir Ģekilde beklemelerine
rağmen yıllar boyu aklından silinmeyecekti.
Sör John'un gözleri aniden Teğmen Le Vesconte'nin omuzları üzerinden, sol tarafa,
kızağın güney tarafından yirmi adım uzaklıktaki mezar çukuruna iliĢti. Karanlık denize
açılan boĢluk çoktan donmuĢtu ve donan kraterin üzeri cenaze töreninin yapıldığı günden
bu yana uçuĢan karlarla dolmuĢtu. Buzda güçlükle fark edilen hafif çöküntü bile Sör John'a
Teğmen Gore'u hatırlattı ve onu üzüntüye sürükledi. Ama yine de güzel bir cenaze töreni
olmuĢtu. Bu töreni onurla ve askeri gururla yönetmiĢti.
Sör John hafif çökmüĢ buzun altında iki siyah nesne fark etti - belki de bunlar siyah
taĢlardı? Ya da tam bir hafta önce bir denizcinin Teğmen Gore'un anısına bıraktığı
düğmeler ya da bozuk paralardı. Bu siyah çemberler, buz fırtınasının loĢ ve azalıp çoğalan
ıĢığı altında, tam olarak yeri belli olmayan ama tecrübeli gözlerin fark edebileceği nesneler
gibi Sör John'u kınayan bakıĢlarla süzüyorlardı sanki. Sör John, bütün bu buz ve kara
rağmen iki küçük parçanın Ģans eseri buz tutmama ihtimalini düĢündü. Böylece gri buzun
altında siyah suyu gösteren açıklıklar oluĢmuĢ olabilirdi.
Siyah çemberler Sör John'a göz kırptı. Ah... ÇavuĢ... diyecek oldu Sör John.
Teğmen Gore'un gömüldüğü zemin harekete geçer gibi oldu. Büyük, beyaz, gri ve
güçlü bir Ģey yükseldi ve onlara, tuzağa doğru büyük bir hızla ilerledi, sonra çadırın güney
tarafından gözden ve atıĢ mazgallarının görüĢ alanından kayboldu.
AnlaĢılan tam olarak ne gördüklerinden emin olamayan denizcilerin bir tepki
vermeye vakti olmamıĢtı.
Teğmen Le Vesconte ve Sör John'un bir metre ötesinde, tuzağın güney kısmına
büyük bir Ģiddetle vuruldu. Demir yıkıldı ve çadırın bezi yırtıldı.