erkek mi, hatta insan mı onu bile bilmiyordum. Sadece
bir gölgeydi o. Sonra hızla yaklaşıp üzerime doğru
eğilmişti, gözlerimi sıkıca kapatmıştım, gerisini
hatırlamıyordum, uyumuştum. Ardından gölgeyi tam
iki gün sonra bir kez daha görmüştüm, o kadar hızlı
hareket ediyordu ki onun ne olduğunu bir türlü
anlamıyordum. Evet hızlıydı hem de insan gözünün
göremeyeceği kadar hızlı. Kuytularda gezinen, bir
görünüp bir anda yitip giden esrarengiz bir varlık.
Karanlık bir gölge. Ürkütücü.
Onu her gördüğümde tüylerim diken diken oluyordu.
Özellikle geceleri yalnız kalmak istemiyordum.
Ablalarımın
odada
olduğunu
bilmek
beni
rahatlatıyordu. Her ne kadar onlar benimle aynı odada
kalmak istemeseler de ben bu durumdan kendi çıkarım
için memnundum. Karanlıktan o gölge kadar çok
korkuyordum. Zifiri karanlığa hiç tahammül
edemiyordum. Mutlaka ufak bir aydınlık istiyordum
kaldığım odada. Bu yüzden elektrik kesintileri en
büyük çilemdi.
Yıllar işkence ederek geçti. Dokuz yaşımdan bu
yana onu hep gördüm, kâbusum olmaya devam etti,
hâlâ da ediyordu ama yaklaşık üç aydır onu görmüyor
olmamdan dolayı rahattım. Annemin de babamın da
keyfi yerine gelmişti, Lelis'le Defi artık benimle
uğraşacak pek bir şey bulamasalar da bu aralar
kilolarıma takmışlardı. Aslında bana göre çok kilolu
değildim, kendimi balıketli