Lelis de ona katılır, “Haklısın Defi, Feg yakında bir
fil olmaya aday.” derdi. Kendileri gibi sıska olmadığım
için bana takılmaları normaldi. Lelis zayıf olmasına
rağmen sürekli rejim yapar ve yediklerine hep dikkat
ederdi. Lisede okulun en popüler kızıydı, bütün
erkekler onun peşindeydi, gerçi hâlâ öyle. Erkekleri
peşinden koşturmaya fazlasıyla meraklıydı. Defi de
ondan geri kalmıyordu. Sıfır beden olmak için uzun
süre uğraşmış, hastalandığı için otuz altı bedende
kalmıştı. Kilosu ve cildi konusunda oldukça dikkatliydi.
Küçük bir sivilceye bile tahammül edemez, aklını
kaçıracak duruma gelirdi.
Tanrı'nın bir takdiri olacak ki ergenlik sivilcesinden
nasibini almayan nadir insanlardan biriydim. Defi'yle
Lelis'in sivilce krizlerini hatırladıkça hâlâ keyiften dört
köşe oluyorum. Onlarda sivilceler çıkadursun benim
tek şanslı yanım pürüzsüz bir tenimin olmasıydı. Bu
yüzden benden ayrıca nefret ediyorlardı. Neden onlarda
çıkıyordu da bende çıkmıyordu, bir dönem bütün
dertleri bu olmuştu.
Öyle kolay kolay hasta da olmazdım. Hatta dokuz
yaşımdan bu yana bir kez bile grip olmamıştım.
Ablalarım kışı salya sümükle geçirip bana bulaştırmak
için yarışırlarken oldukça komik görünürlerdi. Benim
zayıflamamı sırf kıyafetlerimi giymek için istediklerini
biliyordum. Otuz sekiz bedenden birazcık taşıyordum
ama bence iyiydim, hiç olmazsa kışın onlar kadar
üşümüyor, dişlerimi takırdatmıyordum. Boyumsa
onlardan uzundu. Bir yetmiş beş boyumla altmış iki
kiloydum. Bazen belimden taşan etler pantolonumda
kötü görüntü oluştursa da ben buydum, hiç kilo verme
10