tabağımı uzattım, aklım hediyelerde daha doğrusu
babamın hediyesinde olduğu için pasta ilgi alanıma pek
girmiyordu.
Büyük ablam Lelis küçük çapta bir çığlık attı
alakasızca. Tiz sesi beyin duvarlarımda yankılanıp
direkt mideme indi, bu nasıl oldu bilmiyorum ama
bulantıma engel olmak için uzunca çaba sarf ettim.
Küçük ablam Defi'yle araları hep iyiydi, ben
fazlalıktım onlara göre. Benimle hiçbir şeylerini
paylaşmazlar,
hatta
konuşma
nezaketi
bile
göstermezlerdi. Enseme bir tokatla, kafama inen sert bir
yumruk her şeyi hallederdi. Bu durum doğum günümde
bile geçerliydi, bunu yüz ifadelerinden anlıyordum. En
azından bugün iyi davranmalarını beklerdim ama bir on
sekiz sene daha bunu umut etmekle geçireceğimden
artık emindim.
Özenle dilimlenmiş pastalarımızı tabaklarımıza
alarak hepimiz bir kenara çekildik. Mütevazı doğum
günümün süresini bir kelebeğin ömrü kadar
beklemesem de birkaç arkadaşımın gelmesini ve
eğlenceli bir gün geçirmeyi dilerdim. En azından diş
tellerine bakmaktan kendimi alamadığım en iyi
arkadaşım Viola. Ama ablalarımın hışmından onu
korumam gerekirdi ve bu konuda hiç yetenekli
değildim. Bu yüzden kendi aramızdaki bu kısa kutlama
bana yetip de artardı bile.
Annem, o benim süper kahramanımdı. Elinden
geldiğince ilgileniyor, işinden arta kalan zamanda
hastalıklı kızı için büyük bir çaba sarf ediyordu. Oysa
ablalarım onun aksine beni tanımamazlıktan geliyordu
her defasında. Bu durum benim küçüklüğümden -hatta
4