Test Drive | Page 5

kendimi bildim bileli demeliyim- bu yana değişmeden devam ediyordu. Küçük ablam Defi'yle aramda üç yaş, büyük ablam Lelis'le de beş yaş vardı. Onlar hep iki çocuğun yettiğini, neden bir üçüncüye gerek duyduklarını düşünerek, sürekli annem ve babamla tartışacak kadar olayı büyüten insanlardı. Neden benden bu kadar nefret ettiklerini hâlâ anlamış değilim. Bir gün beni sevebilmeleri umudunu yitirmesem de o günün gelmeyeceği apaçık ortadaydı. “Hadi.” dedi babam tabağıma yumulmuş kara kara düşünürken. “Hediyelerini aç Fegel.” Kandırılmış bir çocuk edasıyla koltuktan fırlayıp masanın üzerinde duran üç pakete kalp çarpıntılarıyla yaklaştım. Birini babam almıştı, birini annem, diğerini de ablalarım. Her zamanki gibi cimrilik yapmış ortak hediye almışlardı, o bilindik hediye. İlk önce babamın hediyesine yoğunlaştım, bu aralar sayıkladığım telefonu alıp almadığını merak ediyordum. Paketi sarmalayan şatafatlı jelatinler etrafa dağılırken gözlerim daha da açılıp irileşti. Ve zafer... Karşımda gıcır gıcır duran telefonu gördüğüm an çığlıkla zıplayıp babama doğru koştum. Üzerine atlayıp onu öpücük yağmuruna tutarken ablalarımdan gelen olumsuz sesleri duymamaya da büyük özen gösterdim. İki aydır bu telefonun hayaliyle yatıp kalkıyordum. Büyük oranda iyileşme gösterdiğim için annem de babam da çok mutlu olmuşlardı. Gölge beni ziyaret etmeyeli uzun bir süre olmuştu. İlaçsız, sadece terapiyle kurtulmaya çalıştığım bu hastalık kimi zaman beni avuçlarının arasına alsa da ondan kurtulmayı başarıyordum. Sonra bu tekrarlanıyordu. 5