Test Drive | Page 17

Tekrar bakıyorum. Şimdi yüzü bana dönük, dirseklerini sanki kendi malıymış gibi arkasındaki yıpranmış ağaç bara koymuş. Tek ihtiyacı olan şey bir elinde bir kılıç, diğerinde de kesik bir baş. Benim onu izleyişimi izliyor. Yirmisinden büyük olamaz. İçkimi bitiriyorum. ‘‘İçkiler benden. Hazır mısın?’’ ‘‘Onunla mı konuşacaksın?’’ Maggie’nin gözleri büyüyor, benimle alay edercesine. ‘‘Evet.’’ ‘‘Bekle.’’ Birasını dikip küçük geğirtilerini saklamak için eliyle ağzını kapatıyor. ‘‘Gidelim.’’ Doğrudan ona yöneliyor. Ne yaptığımı pek de bilmez bir hâlde peşinden gidiyorum. Maggie kollarını bara dayayıp servisi bekliyor. Onunla Matt’e benzeyen çocuğun arasına yerleşiyor ve Rick’in veya Simon’ın dikkatini çekmeye çalışıyormuşum gibi yapıyorum. ‘‘İlginç bir mekân.’’ Yanımdan gelen ses alçak, hafif hırıltılı. Sesi bile Matt’inki gibi. Ya da kaf