Şişeyi almak için Maggie’nin etrafından uzanıyor. ‘‘Hemen halledeyim.’’
Simon’ın almasına müsaade ediyor ve onun beni kestiğini fark etmemişim gibi yapıyorum. Simon yakalandığını
anlayarak yüzüme bakıyor. Çoğu kızın seksi bulacağı türden bir çocuk: kısa kesilmiş sarı-kahve saçlar, kollarında
Japon tarzı dövmeler ve uzun kirpikler. Rahat bir arkadaş.
Çekici bir vücut. Hâlâ daha bir gece onun evine gideceğimden umutlu.
‘‘Kısa etek giymiş olsan ne yapardı kim bilir,’’ diyor
Maggie, o bara geri yollandığı zaman. ‘‘Muhtemelen kalp
krizi geçirirdi.’’
Bir tişörtüme, bir kargo pantolonuma ve sonra da ona
bakıyorum, ‘‘Hepimiz o kıyafeti taşıyamayız.’’
Maggie’nin üzerinde kısa kot etek ve siyah bir atlet var.
‘‘Sen taşıyabilirdin,’’ diyor sırıtarak. ‘‘Ama yeterince cesur
değilsin.’’
‘‘İşte orada haklısın.’’ Yeniden şekle girmiş olabilirim
ama yine de tenimi pek göstermiyorum; birkaç nedenden
dolayı.
İkinci biramızdan sonra Maggie bana doğru eğiliyor.
‘‘Bardaki yeni çocuğa bak. Senden gözlerini ayırmıyor.’’
Dönüp yüzlere şöyle bir göz atıyorum. İlgimi çeken bir
şey yok, her zamanki gibi. Ama sonra onu görüyorum ve
nefesim kesiliyor.
‘‘Aval aval bakma.’’ Maggie beni dürtüyor, birası çalkalanıyor.
Ona dönüyorum.
Bu imkânsız.
Hep rüyalarımda gördüğüm çocuğa benziyor. Aynen
onun gibi: kısa kirli sarı saçlar, yeni uyanmış gibi dağınık,
güzel olamayacak kadar erkeksi bir yüz ve ince, kaslı bir
vücut. Tişört ve kot pantolon.
16