Semtin Orta Yeri
Arslan Karadayı
Semtin orta yerinde ağlamaya başladı.
Gözyaşları kaldırımlara adeta mürekkep
misali düşüyor ve şiir yazıyordu.
Kaldırımlara yazılan şiirler, bir simitçinin
tezgâhında
bekleyen son simidin
satılacağı kişiyi bekliyor ve o simit de
satıldıktan sonra yağan yağmurla birlikte
akıp derelere, derelerden denizlere
karışıyordu.
Denizlerin
kıyılarındaki
limanlarda
bekleyen gemiler, bir yandan yüklerini
indirecek çekicileri beklerken, öte yandan
açık denizlerde korsanlarca açılan
hasarlarının tamiri için ustaları istiyordu.
Ancak tamirci çırakları yakalandıkları ağır
tifüs ve verem salgınlarından ayağa
kalkamıyor, yataklarından çıkamıyorlardı.
İlaç ve serum bulunamıyor, bulunan
ilaçlar da kıtalar arası geçiş noktalarında
durdurularak ya da haramilerce gasp
edilip el konuluyordu. Böylece ilaç
gelmiyor, tamirci çırakları iyileşemiyor,
gemiler
tamir
edilemiyor,
yükler
indirilemiyordu. Yükler indirildikten sonra
gemilerin dönüşlerine yüklenecek olan
kasabanın değirmenlerinden gelen taze
unlar, çuvallar içerisinde, ekmek olacağı
meşe fırınlarını hasretle beklerken;
çiftlikten gelen süt, varacağı bebek
mamasının yolunu gözlerken; baharatlar
ulaşıp da iyi edeceği hastalıkları sabırla
düşlerken… Anneler bebeklerine fanila ve
çorap örmek için ipleri dizerken… Halılar
en nadide aşkla dokunup ince yürek
işçiliğinde
nakşedilirken…
Kuzular
koyunlara sığınıp soğuktan korunur ve
arılar türlü ziyaretle topladıkları balları
indirecek kovanlara yanaşırken…
47