TED Meşale Dergisi Haziran 2011 12. Sayı | Page 49

Sadece gözlerine bakıp 45-50 saniye kadar sustum ve Luciano –şimdi Luciano diyebiliyorum tabii– “Hey ben Luciano, senin adın ne, gel?” deyip, koluma girip beni bir diğer salona götürme alçakgönüllülüğünü gösterdi. Bu benim için çok etkileyiciydi. Onunla 3 sene çalıştık. “Pavarotti ile benzerliğimiz, hayata bakış açımız...” “Türk Pavarotti” olarak anılmak sizi rahatsız ediyor mu? Kesinlikle hayır. Luciano Pavarotti’ye benzetilmemin nedenlerinden biri görünüşümüz tabii ki. Biz opera sanatçıları genellikle topluyuz ve aynı tip sakallıyız –çünkü çoğumuzun sakalı Barok sakaldır. Niye bu sakalı bırakırız? Çünkü sahnede Barok döneminde ya da Romantik dönemde oynadığınız eserlerde hep sakal takmak zorundasınız ve takma sakalla şarkı söylemek çok zordur. O yüzden genelde opera sanatçıları birbirimize benzeriz. Bana Pavarotti demelerinin nedeni tabii ki ona benziyor olmam ama asıl olarak hayata bakış açımızın benzerliği. İkimizin de hayatı, insanları sevmesi, mesleğimize çok büyük sevdayla tutulmamız ama özel hayatımızı da pas geçmemiş olmamız. Yani benim için özel hayatım mesleğimin önünde gelir hep, arkadaşlarım, dostlarım, ailem her zaman daha öncedir. Luciano için de böyleydi. bakışının değişmesinde çok büyük etkiniz var. Ne düşünüyorsunuz bu konuda? Öyle ama ben “operayı sevdireceğim” diye yola çıkmadım. Bu çok iddialı bir söz olurdu. Çocuklarımıza bile tanımadığın kişilerle konuşma, onlardan bir şey alma diye tembih ederiz, yani tanımadığımızdan korkuyoruz ve onu sevemiyoruz. Bir insana bir şeyi tanıtm