TED Meşale Dergisi Haziran 2011 12. Sayı | Page 48
SÖYLEŞİ
DÜNYA OPERA SAHNELERİNİN GÜÇLÜ TENORU:
HAKAN AYSEV
Türkiye’de operanın sıcak ve samimi yüzü oldu… Pavarotti’nin
öğrencisi olan, birçoğumuzu operayla tanıştıran dünyaca ünlü Opera
Sanatçısı Hakan Aysev ile sesi kadar güçlü kahkahaları eşliğinde
sıcak bir söyleşi gerçekleştirdik.
Konservatuvardan sonra Viyana’ya gidiş nasıl oldu?
Ben lisede müzik dersinden kalan bir öğrenciydim.
Basketbolcu olmak istiyordum. Annemin isteğiyle
konservatuvar sınavına girdim ve kazandım. O
andan itibaren çok büyük bir sevda başladı. Hayalim
Ankara Devlet Opera ve Balesi’ne girmekti. Kafamda
Avrupa yoktu. Konservatuvarda dünya çapında
bir sesim olduğuna inanan bir hocam vardı: Helga
Ziegler. Benim Avrupa’da ilerleyeceğime inandı ve
Yüksel Erimtan’dan özel bir burs ayarladı. Bu bursla
Viyana Müzik Akademisi’ne gittim. Bu arada dünya
çapında bir yarışma olan Belvedere Müzik Opera
Yarışması’nda, En Genç Yarışmacı Ödülü aldım. O
yıllarda Avusturya’nın çok ünlü bir şefi tesadüfen
beni dinledi ve Viyana Devlet Operası’na yönlendirdi.
Buraya giren ilk Türk’üm. Viyana Devlet Operası,
dünyanın en büyük üç operasından biridir. 21
yaşındaydım ve burada başrol söyleyen dünyanın
46
en genç tenoruydum. Bundan sonra 3 sene Viyana
devam etti. Bu süre içinde büyük bir şans olarak
Luciano Pavarotti ile tanıştım.
Pavarotti ile tanışmanızı ve çalışmalarınızı anlatır
mısınız?
Pavarotti beni öğrencisi olarak kabul etti ve her
Viyana’ya gelişinde onunla şan çalıştık. Ondan
şarkı söylemek adına teknik çok şey öğrenebilirsiniz
tabii ama benim gibi 21 yaşında genç bir Türk
opera sanatçı adayı için en önemli şey, onun bir
fırıncının oğlu olarak, insan olmayı başarmış biri
olmasıydı. İlk karşılaştığımızda, benim için büyüleyici
bir adamdı. O dönemlerde Türkiye’de sevdiğimiz
yabancı sanatçıları dinleyebileceğimiz herhangi bir
materyal bulamazdık, plakları yalnızca yurt dışından
getirebiliyorduk. Plağını bile bulamadığınız bir adamla
ilk karşılaşmanızda tabii ki donup kalıyorsunuz.