Kat Mülkiyeti, Kat İrtifakı, Devre Mülk
İ. Devre Mülk Hakkının Sona Ermesi(272)
Devre mülk hakkının sona erme sebepleri şöyle sıralanabilir:
Ortaklığın giderilmesi (İzale-i şüyuu); devre mülk sözleşmesinde aksi öngörülmedikçe,
izale-i şüyuu talep etmek suretiyle paylı mülkiyet sona ermez.
Devre mülke konu binanın veya bağımsız bölümün yok olması; devre mülk hakkı,
devre mülke konu olan binanın veya bağımsız bölümün yok olması ile de sona erer. Müşterek
maliklerin binayı veya bağımsız bölümü yeniden inşa etme yükümlülüğü yoktur.
Anlaşma; devre mülk hakkı sahiplerinin anlaşarak devre mülk ilişkisini sona erdirmeleri
mümkündür. Resmi şekilde düzenlenecek anlaşma ile devre mülk sözleşmesi sona erdirilir ve
tapudaki kayıt da terkin edilir.
Devre mülk haklarının bir kişide toplanması; devre mülk haklarının tek kişide
toplanması, devre mülk haklarını kendiliğinden sona erdirmez. Fakat söz konusu kişi, tapu
memurluğuna müracaat ederek devre mülk hakkının sona erdirilmesini talep edebilir.
Taşınmazın mesken niteliğini kaybetmesi; taşınmazın mesken niteliğini kaybetmesi ile
devre mülk hakkı kendiliğinden ortadan kalkar. Bu durumda tapu sicilinden terkin sadece
açıklayıcı niteliktedir.
Devre mülk hakkının süresinin dolması; bu halde de devre mülk hakkı sona erer.
J. Devre Mülk Sözleşmesinden Farklı Olarak Devre Tatil Sözleşmesi
1. Tanımı
Devre tatil hizmeti sözleşmelerini düzenleyen 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun 50. maddesine göre devre tatil sözleşmesi, bir yıldan uzun süre için kurulan ve tüketiciye
bu süre zarfında birden fazla dönem için bir veya daha fazla sayıda konaklama imkanı içeren
sözleşmelerdir.
2. Hukuki Niteliği
TBK'da tanımlanmaması nedeni ile atipik; kira, hizmet, vekalet, tellallık gibi birçok akdin
unsurlarını içermesi sebebi ile de karma bir yapıya sahip olan devre tatil sözleşmesinde devre
tatil sahiplerinin, devre tatil hakkının kullanıldığı taşınmaz üzerinde herhangi bir ayni hakları
veya paylı mülkiyet payları yoktur. Buna karşılık bir tarafını hizmet sağlayıcı şirketin, diğer
(272)
KARAŞAHİN, s. 92-94.
283