Miras sistemleri her toplumun ekonomik, sosyal, siyasal ve dinsel düşünce ve inanışına
göre başka başkadır. Miras hukuku hakkındaki bu görüş ve sistemler üç grupta toplanabilir.
1. Aileyi Koruma Görüşü: Toplumun temelini aile oluşturmaktadır. O halde kişinin
ölümü ile ona ait mal varlıkları kişinin arzusuna bakılmadan kanunda belirtilen hısım
ve akrabalarına kalmalıdır.
2. Kişisel görüş: Miras bırakan hayatında olduğu gibi ölümünden sonra da mallarının
geleceğini serbestçe tayin etmelidir. Yani mirası kanunda belirtilen kimselere değil,
kendi hür iradesiyle atadığı mirasçılara kalmasıdır. Bu iki görüş hür milletlerin miras
sistemlerini oluşturur.
3. Toplumu koruma görüşü: Bu görüş kişisel mülkiyeti reddeder. Mirasa da itiraz
ederler. Ölen kimselerin mallarının devlete (topluma) kalmasını isterler. Sosyalist
özellikle komünist ülkelerde miras hakkı pek kısıtlıdır.
Mirasın Önemi; Miras insan karakterinin bir neticesidir. Kendisinden sonra gelenlere
bir şey bırakmak canlılar için doğaldır. Bu his çalışmak, kazanmak ve biriktirmek arzusunu
doğurur. Kişi malını israf etmez.
B. Miras Hukukunun İncelenmesi
Miras hukukunun Türk Medeni Kanundan önce ve sonra olmak üzere ikiye ayırarak
incelemek mümkündür.
Medeni Kanun 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Her kanun genellikle yürürlüğe
girdiği tarihten sonraki olaylara uygulanır. Bu tarihten önceki ölüm olaylarında ölümün
meydana geldiği tarihe göre ve taşınmaz malın cinsine göre o tarihte yürürlükte bulunan
kanunlar uygulanacaktır.
Bu nedenle ilgili memurların MK.’dan evvel ve sonraki miras ve intikal hükümlerini iyi
bilmeleri gerekir. Uygulamada bütün bu kurallar halen geçerlidir. Şöyle ki;
Taşınmaz mal iktisabı için tapu siciline tescil şarttır. Ancak tescilden evvel de miras, cebri
icra, mahkeme ilamı, kamulaştırma ve işgal gibi yollarla mal iktisap edinilebilir, mal k