Tescilsiz Kazanım Halleri
Görüldüğü üzere Medeni Kanundan önceki ölüm olaylarında tescil yapılmamış intikallerle,
tapulama ve kadastro çalışmalarında, ölümün meydana geldiği tarihe göre o tarihlerde
yürürlükte bulunan kuralların uygulanması gerekmektedir. Medeni Kanunda, zaman zaman
değişiklikler yapılmıştır. 1990 yılında yapılan bazı değişikliklerle, özellikle mirasçıların intifa
hakları kaldırılmış ve sadece mülkiyet hakları muhafaza edilmiştir. Medeni Kanunda büyük
değişiklik, 22/11/2001 tarihindeki 4721 Sayılı Kanunla yapılmış ve Türk Medeni Kanunu 1
Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten sonraki ölüm olaylarında yeni Kanundaki
hükümler uygulanmaktadır. Bu kanun, aynı zamanda 1926 tarihinden beri yürürlükte olan eski
Medeni Kanunu da ortadan kaldırmıştır.
C. Miras Hukukunun Özellikleri
Miras Hukukumuzun hükümleri, daha çok aileyi koruyucu ve mirasın aile dışına çıkmasını
engelleyici mahiyettedir. Bir gerçek kişinin ölümü durumunda, terekenin kimlere kalacağı
açıkça Kanunda yazılmıştır. Bunlar, yakın kan bağı akrabaları, eş ve evlatlıktır. Böylece
terekenin üçüncü şahıslara intikali, mümkün olduğu kadar zorlaştırılmıştır, ancak tam anlamı
ile kısıtlayıcı değildir. Miras bırakanın kendi iradesi ile mirasçı tayin etmesine de, sınırlı da olsa,
izin verilmektedir. Miras bırakanın kendi iradesi ile mirasçı tayin etmesi işlemine Ölüme Bağlı
Tasarruflar, bu tayin edilmiş kişilere de Atanmış(Mansup) Mirasçı denir.
D. Miras Prensipleri (Külli ve Cüzi Halefiyet Prensibi)
1. Külli Halefiyet Prensibi
Halefiyet başka birinin yerine geçmektir. Miras, miras bırakanın ölümü anında
kendiliğinden (ipso jure) mirasçılara geçer. Bu nedenle miras tescilsiz iktisaplardandır. Miras,
murisin ölümü anından itibaren mirasçılara bir bütün halinde geçer. Yani mirasçılar murisin
mal varlığına dâhil menkul, taşınmaz alacak ve borçlarını bir bütün halinde ölüm anından
itibaren iktisap ederler. İşte terekenin bir bütün halinde mirasçılara geçmesine külli halefiyet
denir. Miras hukukunda ana kural, budur. Özellikle kanuni mirasçılar, külli haleftir.
Miras, mirasçılara kendiliğinden geçtiği için taşınmazlarda tescil, taşınırlarda teslim gibi
herhangi bir hukuki işleme gerek yoktur. Ancak taşınmazların temlik ve tasarrufu (mülkiyet
devri) için tescili şarttır.
Külli halefiyet prensibinin başka bir neticesi de, mirasçıların murisin borçlarından “şahsen”
mesul olmalarıdır. Yani borçlara tereke kâfi gelmezse, mirasçılar kendi mallarıyla hudutsuz ve
müteselsilen (zincirleme) sorumludurlar. Mirasçıların her biri, borcun tamamından hisseleri
oranında, kendi şahsi mallarıyla sorumlu olur. Alacaklılar, alacaklarının tamamını her hangi bir
177