RESTORAN DERGİSİ | Página 55

kaydeden Yalçın, “Şarap fabrikasyon bir ürün değildir. Bölgesel bir ürün olmak durumundadır. Yapıldığı bölgenin özelliklerini taşıyan bir içecektir. Ovada yetiştirdiğiniz üzümle yamaçta yetiştirdiğiniz üzümler birbirinden farklıdır. Mesela deniz kenarında yetiştirilen üzümlere iyot kokusu siner ve o üzümlerden yapılan şarabı içtiğinizde çok hafif ve hoş bir deniz kokusu alırsınız. Ayrıca şarabın, içerisindeki maddeler dolayısıyla hazmettirici özelliği de vardır. Pişirme öncesi marinatlarda etlere büyük lezzet verir. Eti bir miktar çürütür ve olgunlaştırır. Şarabın doğal aromalarından yemeğe de çok büyük katkı olur. Mesela Fransa’da aşçılar haşlama balık yaparlar, özel kapların içerisinde balık yatırılır, altında bir su kaynar ve balık pişer. O suyun içerisine biraz şarap koyarlar ve o şarabın kokusu balığa siner. Şarap aynı zamanda yiyeceklere aroma ve lezzet katan bir unsurdur” ifadelerini kullanıyor. Mehmet Yalçın, Türk mutfağının şarapla ne derece uyum sağladığı sorusuna ise şu şekilde yanıt veriyor: “Şarabın uymadığı bazı yiyecekler vardır. Mesela şarap sirke ve limon soslu bazı yiyeceklerle uyum sağlamaz. Bizim iki tür mutfağımız var. Bunlardan birincisi evimizin mutfağı. Hanımımız önce sıvıyağda soğanı kavurur, yapacağı yemeğe göre salçasını, kıymasını ya da etini ilave eder, bakliyatını veya sebzesini koyar, üzerine de bir miktar su ekleyerek pişmeye bırakır. Evlerimizde ağırlıkla yaptığımız bu tarz sulu yemeklerimizin şarapla tüketilmeye çok uygun olmayan bir yapısı var. Bir de biz yemek tarzımızda herhangi bir sıvı almadan da tüketebileceğimiz kombinasyonlar üretmişiz. Fakat üst düzey Türk mutfağı olarak düşünüldüğünde şarapla gerçekten çok güzel eşleşmeler yapılabiliyor. Mesela geçenlerde Konyalı Restoran’da kuzu etli geleneksel ve çok leziz bir yemek yaptı Aydın Usta. Yanına da yerli üzümlerden enfes bir şarap açtık. Şarap ve yemek uyumu gerçekten çok güzeldi. Baharat çok uç noktalarda kullanılmıyorsa, Hint mutfağında olduğu gibi, Türk mutfağı ile şarap arasında bir uyum sorunu olmadığını söyleyebiliriz. Biz Gusto’nun ilk senesinde 5-6 defa değişik temalar etrafında heyetler oluşturduk ve yapılan yemeklerin yanında Türk şaraplarını deneyerek bu uyumu GURME 5 ortaya çıkarmaya çalıştık ve gördük ki Türk yemekleriyle şarap uyum sağlıyor. Fakat bu uyumun kriterlerine dikkat etmek gerekiyor.” Türk restoranlarında ciddi eksiklikler görüldüğünün altını çizen Mehmet Yalçın, Türk restoranları ile Fransız restoranları arasındaki kıyaslamayı ise şu şekilde yapıyor: “Restoran adı restore etmekten gelir. Restoranların ilk başlangıcı 1600’lü yıllarda Fransa’da olmuş. Özlü yoğun ve zengin et suları ile başlamış. O dönemin restoranlarında bu et sularını içenler bir anlamda kendilerini topladıkları için kendilerini restore edilmiş sayılıyor ve restoran adı buradan geliyor. Restoran temelde sosyal bir müessesedir. Yemek ikinci plandadır. Restorana biz hizmet almaya, günün rutininden sıyrılmaya, dinlenmeye, havamızı değiştirmeye, özel konularımızı konuşmaya gideriz. Restorana karın doyurmaya gidilmez. Karın doyurmak için aşçı dükkanına gidilir. Restoranda karnın doyması ikinci plandadır. Çünkü evimizde her zaman için kendi zevkimize uygun, daha güzelini yapabiliriz. Restoran, ana noktasında yemeğin yer aldığı ama yemek etrafında sohbetin, sosyal ilişkinin, tartışmanın, buluşmanın, kozlarını paylaşmanın ya da iş bağlamanın gerçekleştiği sosyal bir sahnedir. Bu sosyal sahne içerisinde yemeği uzatıp karın doyurmaktan çıkaran unsur da içecektir. Mesela Batı’da restorana gittiğinizde öncelikle karşılanırsınız ve masanız hazırlanana kadar sizi bara davet ederler. Bu, özellikle yapılır. Barda size Yemek-şarap uyumu konusunda restoranın çok önemli bir unsur olduğunu belirten Yalçın, “Yemek kültürümüzde, şarabın yemeğe uydurulması noktasında sıkıntılar var. Bu noktada restoranlarımızda da sıkıntı var. Mesela iki arkadaş bir lokantaya gittiniz. Bir 70’lik şarabı ancak içerim diyorsunuz. Biftek yiyecekseniz, kırmızı şarap söylüyorsunuz. Biftekten önceki yemekleriniz kırmızı şaraba uygun olmasa dahi arada kaynıyor. 35’lik şarap istemek gibi bir imkanınız da pek olmuyor. Kadeh şarap servisi pek çok lokantamızda yok. Halbuki Batı dünyasında her yiyecekle uyumlu kadeh şarap getiriliyor. Burada bizim şaraptaki tıkanıklığımız mutfaktan kaynaklanmıyor. Bizim lokanta kültürümüz eksik” diyor. Aşçılarımızdan bazıları teknolojinin getirdiği bazı şeyleri kullanmayı bir medeniyet bir ilerilik sayıyorlar. Mesela sarımsak tozu ya da köfte harcı kullanmaya gerek yok. Tüm dünya naturel gıdaların peşinde koşarken bu olmaz. Aşçılarımızda da Batılı gibi görünen şeylere karşı içi boş bir hayranlık olabiliyor. Bundan kaçınmak lazım. Doğal gıda çok kıymetlidir. 5/13/14 12:54 AM