Ocak 2019 ocak2019 | Page 91

Kitap Tahlili: Mavera Tahir Ceyhun Yıldız Beyoğlu, Tarlabaşı Semti’nin günâha, haramlara, kötülüklere yuva olmuş sokaklarında bir ev yangınıyla başlamış yazar eserine. Evi yanan Mirac, Mirac’ın dünyada yalnız ve çâresiz kalışı, sonra fark etmeden gurbetçi bir âileye yardımını anlatıyor. Bu yardımla hayatı büsbütün değişen Mirac’ın, hayat şartlarının yükselmesiyle bambaşka bir imtihânı başlayacaktı. Küçük yaşında bir câmiî ihtiyârının câmiîde onu tartaklaması ile başlayan kopuş, eserde tamamlanıyor ve eserin ortalarında kopuş tamamlandıktan sonra bir tecdîd yaşanıyor Mirac’da ve âkıbinde koptuğu her şeye bağlılık inşâ ediliyor. Mîrac için acılı, korkulu oluyor ama bir musibet, bin nasihatten iyidir. İyi gününde ve kötü gününde Mirac’ın yanında tek kişi vardı: Necdet. Eee; dostsuz olmaz. Ne demiş büyükler: “Evvel refik, bâde’t-tarîk” Yani önce dost, sonra yol” Eseri "biricik"yapan ise; şüphesiz tasavvufî yanı… Eserde çizilen bir mürşid portresi var ki; kavli, ahvâli, sîreti, nazarı hatta salt varlığı insana kendi mürşidini anımsatıyor. Kitabı okudukça özlemimizi artıran, okudukça bu dünyadan koparıp; ötelere bağlayan yanıdır bu denli sevmemize vesîle… Öte demişken; belki merak edenleriniz vardır. Mâvera’nın lugât anlamı; bir şeyin ötesinde, arkasında bulunan demek… Evet kitap çok şeylerden koparıyor ve çok ötesinin kapılarını aralıyor. Eserde dünyevî sevgi ve uhrevî sevgi bir arada… Bir tarafta uhrevî sevgiyi bitirmeye çalışan dünyâ harisleri, bir yandan dünya sevgilerine hiç tamâh etmeyen uhrevînin delileri…