Ocak 2019 ocak2019 | Página 106

Emine Seçeroviç (Kaşlı) ile Söyleşi Hasna Para Benimle paylaşılan dondurmalar, okulumda bana taşımam için verilen Türk bayrağı, çocukların beni oyunlarına dahil etmesi gibi şeylerdi. Mesela, özel okula gittim. Ama hiç para vermedim, devlet karşıladı. Oradaki çocukların maddi durumu benimkinden hayli hayli iyiydi. Ama bunu bana hiç hissettirmediler. Bana “öteki, başka, farklı” muamelesi yapmadılar. Devlet sayesinde de okula gidebildim ve savaştaki gibi bomba seslerini değil, flüt seslerinin de olduğu okulların olduğunu gördüm. Bunlar, hayata dair bir umudu kalmamış çocukların umutlarına tekrar kavuşmalarını sağlayan küçük adımlardır. Ben Türkiye’de hayatın güzel olabileceğini, insanlığın hala var olduğunu ve de Bosna’nın ne kadar sevildiğini gördüm. Mülteci olarak geçirdiğim bu iki yıl beni tekrar hayata bağladı ve savaşın izlerini az da olsa atlamamda yardımcı oldu. Türkiye'nin en çok neyini seviyorsunuz? Kesinlikle vatan, bayrak sevgisini. Tabi ki bunun yanında simitini, künefesini, lahmacununu da sayabilirim. Şehrin bir ucundan başlayan öbür ucunda biten ezanlarını hele çok severim. Özellikle sabahları. Ama kendi toprağımda vatan mücadelesini en zor şartlarda yaşadığım için vatan ve bayrak sevgisi çok ayrı yerde. Belki de Türkiye’de yaşayan insanlardan çok, bunun değerini daha iyi görebiliyorum dışarıdan. Bizim hem vatanımız elimizden alınmaya çalışıldı, bir şekilde bölündü diyebiliriz. Bayrağımız değiştirildi, milli marşımız değiştirildi. Gerçekten kalpten sevdiğiniz, sahiplendiğiniz bir bayrağınızın olması çok değerli. Türkiye’de attığınız her adımda bir bayrak dalgalanıyor. Şunu da açıkça diyebilirim; Üniversite’yi okumak için Türkiye’de geçirdiğim dönemde, ben vatan ve bayrak nasıl sevilir öğrendim.