180
BÖLÜM 7 • ADOLESAN DÖNEMİ ENDOKRİN SORUNLARI
fif-orta şiddette olgular ve papülo-nodüler, nodülo-kistik lezyonlar ve skar gözlenen orta-ağır şiddette olgular
olarak derecelendirilir. Aknenin ayırıcı tanısı Rosacea,
perioral dermatit, folikülit ve ilaçlara bağlı erüpsiyon
ile yapılmalıdır (7).
Çene ve mandibuler bölgede akne lezyonları ile başvuran kız hastalarda bu lezyonların menstrual siklusun
belli dönemlerinde alevlendiği ve hormonal tedaviye
(bakınız tedavi) yanıt verdiği gözlemlenmiştir (7). Bu
hastalarda hiperandrojenizm yoktur, ancak hormonal
tedavi lezyonların iyileşmesinde yardımcı olmaktadır.
Bununla birlikte akneyle beraber hirsutizmin ya da erkek tipi kıllanmanın söz konusu olduğu kızlada sıklıkla
altta yatan bir endokrinopati saptanmaktadır (7).
Öykü ve fizik muayene ile aşırı androjen varlığı
olup olmadığı anlaşılmalıdır. Bu nedenle menstrual
düzensizlik, infertilite, hirsutizm, trunkal obezite, polikistik over, menstruasyon sıklığı, kadın ya da erkek tipi
alopesi, seste kalınlaşma, kliteromegali ve akantozis
nigrikans araştırılmalıdır. Öyküde ekzojen androjenlere maruz kalma sorgulanmalıdır (7).
Tüm akneli hastalara rutin endokrinolojik değerlendirme önerilmemektedir (14). Endokrinolojik testler akne ile birlikte hiperandrojenizm bulgularının
varlığında ya da hasta hiperandrojenizm bulguları göstermese de inatçı aknesi olduğunda ve hormonal tedavi
başarısız olduğunda yapılmalıdır. Bu durumda endokrinolojik testler ile over ya da adrenal kaynaklı androjen salgılayan tümör, polikistik over sendromu ve klasik olmayan 21 hidroksilaz yetersizliği dışlanmalıdır.
Oral antibiyotiklere ve retinoik aside dirençli ağır kistik
akne, klasik olmayan 21 hidroksilaz yetersizliği ile ilişkilendirilmiştir (15). Bu bağlamda yapılan çalışmalar
çelişkili sonuçlar vermiştir (16,17). Bir çalışmada akne
ve/veya hirsutizmi olan 31 genç hastanın hiç birinde
düşük doz ACTH uyarısı ile 21 hidroksilaz yetersizliği
saptanmamıştır (16). Diğer bir çalışmada ise akneli 10
olguda kontrol olgularına göre ACTH infüzyonuna cevaben idrarda pregnanetriol artışı kısmi 21 hidroksilaz
yetersizliği ile ilişkilendirilmiştir (17).
Tedavi
Aknenin tedavi seçenekleri hormonal ve hormonal olmayan olmak üzere iki ana grupta incelenebilir.
Aknenin nasıl tedavi edileceğine karar verilirken
hastada baskın olan lezyonun tipi ve ciddiyeti, hastanın sağlık durumu, hastanın oral ya da topikal tedaviye
uyum kolaylığı ve endokrinolojik öyküsü gibi bireysel
etkenler de göz önüne alınmalıdır. Eğer hasta akne
lezyonlarının menstrual siklusla ilişkili olarak şiddet-
lendiğini ifade ediyorsa ve/ya da fizik muayenede akne
lezyonlarının hormonal dağılımı dikkati çekiyorsa,
hiperandrojenizm söz konusu olmasa da hormonal olmayan tedavinin yanı sıra hormonal tedavi düşünülmelidir. Tedavi başarısı genellikle akne patogenezinde
rol oynayan birden fazla mekanizmaya yönelik kombine tedavilerle elde edilir (18).
Hormonal Olmayan Tedavi
Seçenekleri
Hormonal olmayan akne tedavisi genellikle sinerjistik
etki nedeniyle hormonal bir ajanla birlikte uygulanır.
Hormonal olmayan tedavide kullanılan ajanlar topikal
ve sistemik retinoidler (özellikle isotretinoin) ve topikal
ve sistemik antibiyotiklerdir (genellikle doksisiklin ve
minosiklin). Araştırmalar her iki ajanın bir arada kullanımının tek başlarına kullanılmalarına göre daha etkili
olduğunu göstermiştir (19). Hafif komedonal akne olgularında topikal bir retinoid ve sıvı ya da krem formda
bir antibiyotiğin bir arada kullanımı yeterli olmaktadır.
Sistemik antibiyotikler orta-ağır şiddette akne olgularında tercih edilir. Tipik olarak tetrasiklin ve tetrasiklin
türevleri kullanılır. Alternatif olarak makrolidler, eritromisin ve klindamisin kullanılabilir (5). Bu olgularda
topikal retinoidler sistemik antibiyotiklerle kombine
edilir. Antibiyotik direnci 8-16 haftalık tedavi sonrasında yanıt alınamayan hastalarda düşünülmelidir (5). Antibiyotik direncini önlemek için antibiyotik tedavisinin
lezyonlarda iyileşme gözlendiğinde kesilmesi ve topikal
tedaviye geçilmesi, topikal tedavide antibiyotiklerin tek
başına değil benzamisin (BPO) ile birlikte kullanılması önerilmektedir (5). Benzamisin bakterilerin hızla
azalmasına yol açan kuvvetli bakterisidal etkili bir antimikrobiyaldir. P. acnes dahil olmak üzere mikroorganizmalar BPO’ya direnç geliştiremezler (20). Bir topikal
antibiyotik BPO ile birlikte kullanıldığında P. acnes’in
dirençli suşlarının gelişimini önleyerek tedavinin uzun
süreli etkili olmasını sağlar (20).
Sistemik retinoidler ciddi enflamatuar nodulo-kistik akne tedavisinde oldukça etkilidir.
Retinoidler mikrokomedon oluşumunu inhibe ederek yeni lezyonların oluşmasını önlerler ve bu nedenle
idame tedavisinin vazgeçilmez elemanı olarak kabul edilirler (5). Etkilerini foliküler epitelin döngüsünü ve matürasyonunu engelleyerek keratinositlerin deskuamasyonunu azaltma yoluyla gösterirler (21). Topikal retinoidlerin direk antienflamatuar etkisi de vardır (5). Ayrıca,
keratinizasyonu azalttıklarından topikal antibiyotiklerin
penetrasyonunu da artırırlar. Topikal retinoidler başlangıçta ciltte yanma hissi ve irritasyona yol açabilirler (5).