Nobel Tıp Kitabevleri 2015 | Seite 75

KISIM XXIV  Bebekler ve Çocuklarda Ürolojik Hastalıklar Bölüm 531 Böbreğin Konjenital Anomalileri ve Disgenezisi Jack S. Elder Çeviri: Dr. Alper Bitkin RENAL AGENEZİ Renal agenezi veya böbrek gelişim yokluğu, Wolf kanalı, üreter tomurcuğu veya metanefrik blastemde oluşan kusura bağlı sekonder olarak meydana gelebilir. Tek taraflı renal agenezi insidansı 450-1000 doğumda 1 görülür. Tek taraflı renal agenezi çoğunlukla diğer konjenital anomalilerin değerlendirilmesi esnasında saptanır (örn. VATER sendromu, Bölüm 311). Tek umblikal arteri olan yenidoğanlarda insidansı artar. Gerçek agenezide üreter ve ipsilateral hemitrigon bulunmaz. Karşı böbrekte prenatal bir miktar, ama daha çok doğumdan sonra olmak üzere kompansatuar hipertrofi gelişir. Yaklaşık %15 oranında kontralateral vezikoüreteral reflü görülür ve erkeklerin çoğunda Wolf kanallarının yokluğuna bağlı olarak ipsilateral vas deferens yoktur. Wolf ve Müller kanalları bitişik olduğunda mülleryen anomaliler kızlarda da yaygın olarak görülür. Mayer-Rokitansky-Kuster-Hauser sendromunda tek taraflı renal agenezi veya ektopi, ipsilateral müllerian defekt ve vajinal agenezi gibi bulgular görülür (Bölüm 548). Renal agenezi, fonksiyon göstermeyen küçük bir yumru tarafından normal veya anormal üreterlerin örtüldüğü aplaziden farklılık gösterir. Klinik olarak bu ayrım zor olabilir. Tek taraflı renal agenezi tanısı, bazı hastalarda ultrasonografi veya ekskretuar ürografide bir böbreğin olmamasına dayanılarak konulmaktadır. Aslında bu hastaların bazıları komplet kist regresyonu gösteren multikistik displastik böbrek veya hipoplastik böbreğe sahip olarak doğmaktadır. Ancak tek böbreğin olmaması ultrasonografiye dayanıyorsa, ekskretuar ürografi ya da renal sintigrafi gibi fonksiyonel görüntüleme çalışmaları yapılmalıdır, çünkü bu hastaların bazılarında ektopik böbrek olabilir. Eğer kontralateral böbrek normalse, renal fonksiyonlar uzun süre normal kalmalıdır. Bilateral renal agenezi ekstrauterin yaşamla bağdaşmaz ve bu durum Potter sendromu adıyla anılır. Doğumdan kısa bir süre sonra pulmoner hipoplazi nedeniyle ölürler. Yenidoğanda Potter yüzü adı verilen karakteristik bir yüz şekli vardır (Şekil 531-1). Gözler arası aralık geniş ve epikantik kıvrımlar vardır. Düşük kulak, geniş ve basık buruna sahiptirler. Çeneleri geriye doğru çekiktir ve ekstremite anomalileri görülür. Maternal ultrasonografide oligohidroamniyos, böbreğin yokluğu ve mesanenin görüntülenememesi durumunda bilateral renal ageneziden şüphelenmek gerekir. İnsidansı 3000 doğumda 1 olup erkeklerde daha sık görülmektedir. Yenidoğanların %20’sinde Potter fenotipi mevcuttur. Potter fenotipiyle ilişkili neonatal renal yetersizliğin diğer yaygın nedenleri arasında kistik renal displazi ve obstrüktif üropati bulunur. Daha az yaygın olan sebepler otozomal resesif polikistik böbrek hastalığı (infantil tip), renal hipoplazi ve medüller displazidir. Bilateral renal agene- zili yenidoğanlar böbrek yetersizliğinden ziyade pulmoner hipoplaziye bağlı akciğer yetersizliğinden dolayı ölürler (Bölüm 95). Ailesel renal adisplazi terimi, renal agenezi, renal displazi, multikistik böbrek (displazi) veya bunların kombinasyonlarının tek bir ailede görülmesi ile tanımlanır. Bu hastalıkta otozomal dominant kalıtım şekli vardır ve %50-90 oranında penetrans görülür. Bu ilişki nedeniyle bazı klinisyenler, birinci derece yakın akrabalara tarama tavsiye ederler. Ancak bu standart bir uygulama değildir. Tek böbrekli hastaların futbol ve karate gibi sporları yapmaktan kaçınıp kaçınmamaları konusu hala çözülememiştir. Dalak, karaciğer ve beyin gibi organların tek olması spor aktivitelerine girmeyi engellememektedir. Spor yaralanmalarına bağlı böbrek kayıpları az sayıda bildirilmiştir. Bunun aksini düşünenler, karşı taraftaki sağlam böbreğin hipertrofik olduğunu ve kaburgalar tarafından korunmadığını ve olası bir renal yaralanmanın hayat boyu sürecek kalıcı etkilere neden olabileceğini savunmaktadır. Amerikan Pediatri Akademisi “temas, çarpışma ve sınırlı-temas sporları” açısından bireysel olarak değerlendirmeyi önermektedir. RENAL DİSGENEZİ: DİSPLAZİ, HİPOPLAZİ VE KİSTİK ANOMALİLER Böbrek disgenezisi böbreğin şekil, boyut veya yapısını etkileyen gelişme bozukluğunu ifade etmektedir. Disgenezisin, displazik, hipoplazik ve kistik olmak üzere başlıca 3 tipi vardır. Displazi daima nefron sayısında azalma (hipoplazi) ile birlikteyken tersi geçerli değildir. Hipoplazi izole olabilir. Her iki durum birlikteyse hipodisplazi terimi tercih edilir. Displazi histolojik bir tanıdır. Anormal metanefrik farklılaşmanın sonucu fokal, difüz veya segmental olarak yerleşmiş ilkel yapılar, özellikle ilkel kanallar bulunur. Kıkırdak gibi renal olmayan elemanlar bulunabilir. Durum tüm böbreği veya böbreğin bir kısmını etkileyebilir. Kistler varsa duruma kistik displazi denir. Bütün böbrek kistlerle dolu ve displazik ise bu böbreğe multikistik displazik böbrek denir (MKDB) (Şekil 531-2). Displazinin patogenezi multifaktöriyeldir. Tomurcuk teorisi, üreter tomurcuğu ektopik üreterde olduğu gibi a