KISIM XIX Solunum Sistemi
Ünite 1
GelİŞİm ve Fonksİyon
Bölüm 365
Respiratuar Patofizyoloji ve Solunumun
Düzenlenmesi
Ashok P. Sarnaik ve Sabrina M. Heidemann
Çeviri: Uzm. Dr. Selcen Yaroğlu Kazancı
Solunum sistemin asıl görevi, metabolik ihtiyaçları karşılamak
için yeterli oksijeni sağlamak ve karbondioksiti vücuttan uzaklaştırmaktır. Doku oksijenizasyonu ve karbondioksitin atılması,
ventilasyon, perfüzyon ve difüzyon gibi bir kısım mekanizmaları içerir. Bu mekanizmalardaki herhangi bir bozukluk solunum yetersizliğine sebep olur. Solunum sistemi hastalıklarının patofizyolojisi, solunum kontrol mekanizmaları, havayolu
dinamikleri ve akciğer parankim özellikleri yaşa ve büyümeye
bağlı fizyolojik ve anatomik değişimlerden belirgin bir şekilde
etkilenir. Dar havayolları, esnek göğüs duvarı ve hipoksiye zayıf cevap, aynı şiddetteki bir hastalığa küçükleri büyük çocuklara göre daha duyarlı hale getirir.
Hastalıkta ve Sağlıkta Akciğer
Hacmi ve Kapasitesi
365.1
Ashok P. Sarnaik ve Sabrina M. Heidemann
Genellikle, akciğer volümleri spirometre ile ölçülür. Tidal volüm (VT), her bir solukta akciğere giren ve çıkan hava miktarı
olup dinlenme sırasında 6-7 ml/kg’dır. İnspiratuar kapasite
(IC), tidal havayı ekspire ettikten sonraki maksimum inspiratuar efor ile alınan hava miktarıdır. Ekspiratuar rezidüel volüm
(ERV), tidal volümü ekspire ettikten sonraki maksimum ekpiratuar efor ile verilen hava miktarıdır. Maksimum ekspirasyon
sonrası akciğerlerde kalan hava miktarına rezidüel volüm (RV)
denir. Vital kapasite (VC), maksimum inspirasyon ve ekspirasyonla akciğerlere giren ve çıkan hava miktarı olarak tanımlanmaktadır. VC, IC ve ERV, akciğer patolojilerinde azalmakla birlikte solunum eforuna da bağımlıdır. Total akciğer kapasitesi
(TLC), maksimum inhalasyon sonrası akciğerlerde yer kaplayan hava miktarıdır.
365.2
Göğüs Duvarı
Ashok P. Sarnaik ve Sabrina M. Heidemann
Göğüs (dolayısıyla akciğer) hacmini arttırma ihtiyacı olduğunda, bir bebeğin göğüs duvarı ve diyaframı, erişkine kıyasla mekanik olarak dezavantajlıdır. Bebeğin kostaları daha horizon-
tal yerleşimli olup, diyafram daha düz ve daha az kubbelidir.
Dolayısıyla bebek, oblik yerleşmiş kostaları yukarı ve dışarı
hareket ettirmede yetersiz kalırken, kubbeleşmiş diyaframı aşağı doğru yeterince itemeyip göğüs hacmini arttıramaz. Buna
ek olarak, bebeğin kostaları daha yumuşak olup