Muğla Anadolu Lisesi Genç Kalemler Kulübü-PIRILTI DERGİSİ pırıltı 2018 | Seite 53

bulundan genişçe sıralar bulunuyordu. Oturmam için de hastaneden geçici olarak bir hasta koltuğu getirildi. Bacağım sürekli dümdüz durduğundan ilk birkaç gün burada oturmak pek rahat olmadı. Teneffüslerde koltuğu yatar duruma getirip belimi dinlendirmem gerekiyordu. Günler geçtikçe hem bacağım daha iyi oluyor hem de hasta koltuğuna ve değnekle yürümeye biraz daha alışıyordum. Bu sınıfa taşınmamızla birlikte bir komşu da edinmiştik. Fizik laboratuvarının yan tarafındaki odada okulda çalışan hizmetli çocuklarıyla kalıyordu. İki-üç yaşlarında bir kızı, bir de yeni doğmuş bir bebekleri vardı. Derslerin en ciddi olduğu anlarda bebeğin ağlama sesi geliyor, ortamı yumuşatıyordu. Ara sıra yemek pişiyor, kokuları geliyor, acaba bize de biraz getirirler mi diye şakalaşıyorduk. Yavaş yavaş iyileşmeye devam ediyor, kontrollere gidiyordum. Hatta doktorlar bacağımdaki dizliğin açısını kademe kademe açmaya başladılar. En azından artık bacağım dümdüz durmuyordu. Beklediğimden çok ama çok daha hızlı iyileşiyordum. Haftada bir doktora gidiyordum ve her seferinde başka bir şeye izin veriliyordu. Günlerden bir gün rutin doktor randevularından birine gittim. En son kırk beş dereceye kadar açılmış dizliği doktorun doksan dereceye açmasını bekliyordum. Doktor geldi, şöyle bir baktı ve “Dizliği artık çıkarabilirsin.” dedi. Doğal olarak biraz şaşırdım tabi. Bunu beklemiyordum. Dizliğin çıkması büyük bir adımdı. Şu an değnekle yürümem dışında pek bir problem yoktu. Değneği de alıştıkça bırakırsın dedi doktor. Artık değneğe gerek kalmadan yürüyordum. Kar tatiline girmemize bir iki hafta kalmıştı. Bu dönemde eski halime dönmem için fizik tedaviye başladım. Her gün okul bittikten sonra fizik tedaviye gidiyordum artık. Her gün gittiğim için fizyoterapist İrfan abi ile iyi bir muhabbet kurmuştuk. Bu böyle sömestr boyunca devam etti. İkinci döneme başladığımda eski sınıfımda derse giriyorduk. Bacağım en azından koşacak şekilde iyileşti. Nadiren kontrollere gitsem de artık neredeyse eski halime döndüm. Uzun süre sonra yine bir kazayı -pek ucuz olmasa da- atlatmış oldum. Ama bu olay bana hayatta en çok değer vermemiz, koruyup kollamamız gereken şeyin ne olduğunu bir kez daha hatırlatmış old u. Kanuni’nin de dediği gibi: Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Mehmet Fatih SEMİZ