Muğla Anadolu Lisesi Genç Kalemler Kulübü-PIRILTI DERGİSİ pırıltı 2018 | Page 52
çekildi, gerekli işlemler yapıldı, ama benim aklımdaki tek soru akşam
arkadaşımla buluşabilecek miydim? En son bacağımın alçıya alınmasının
ardından bu umudum da son bulmuş oldu. Hastanedeki işlemlerin ardından
bacağım alçılı bir şekilde yine ambulans ile eve getirildim. Arkadaşımın ailesi
durumdan haberdar olunca akşam bize gelmeye karar verdiler. Uzun süredir
görmediğim arkadaşımla bu şekilde görüşmek açıkçası pek iyi olmadı ama
sonunda görüşmüştük ya.
Şimdi asıl konu bu kazanın ameliyat gerektirip gerektirmeyeceğiydi. Ben ve
bizimkiler pek ameliyat olacağım kanaatinde değildik. Ta ki cumartesi günü
ameliyata girmem gerektiği haberini alana kadar. Beni birden bir korku kapladı.
Halbuki ameliyatlık bir durum olacağı aklımın ucundan bile geçmiyordu. Az
önce de dedim ya bu zamana kadar kazalardan hep ucuz kurtulmuştum. Bu biraz
ağır gelmişti açıkçası. Ameliyat günü pazartesi olarak belirlendi. Pazartesi
gününe kadar internetten bir ameliyatla ilgili her şeyi öğrenmiştim sanırım.
Çünkü insanı asıl korkutan bilmediği şeydir derler ya gerçekten de öyle.
Öğrendiğim bilgiler bir nebze de olsa rahatlatmaya yetmişti beni.
Ameliyat sabahı ambulans ile hastaneye götürüldüm. Gerekli hazırlıklar
yapıldı. Ameliyata girmeden önce öğrendiğim bilgiler ışığında aklımda tek bir
soru vardı. Ameliyatı beni uyutarak mı yapacaklardı yoksa ben ayık iken lokal
bir anestezi ile mi işi halledeceklerdi. Ben şiddetle uyutarak yapmalarını
temenni ediyordum. Sonunda vakit gelmişti. Ameliyathaneye getirildim. İçeride
Cem Karaca çalıyordu. Gerekli hazırlıklar yapıldı ve beklemediğim bir şekilde
anestezi doktoru bana uyumak mı istediğimi yoksa lokal anestezi mi istediğimi
sordu. Teyit etmek için “Bu bir seçim şansı mı?” diye sordum. Evet cevabını
alınca uyumak istediğimi söyledim. Bunun üzerine yediğim anestezinin
ardından bir dizi karıncalanma eşliğinde uykuya daldım.
Uyandığımda doğal olarak çok ağrım vardı. İlk iki gün doğru düzgün
ayılamadım. Bu sırada başta arkadaşlarım olmak üzere sevdiklerim ziyaretime
geldi. Ağrıdan dolayı uykusuz iki gecenin ardından ağrılarım azaldı.
Doktorlarım kontrollere gelmeye başladı. En sonunda perşembe günü taburcu
oldum. Eve gitmeden bacağıma açısı ayarlanabilir bir dizlik bağladılar. Bacağım
yine dümdüz kalacaktı ama her türlü alçıdan daha iyiydi.
Eve geldiğim için çok rahatlamıştım. Yürüyemiyordum ama en azından
hasta yatağı ve hastanenin uzaktan göremediğim televizyonu yerine oturma
odasının köşe koltuğuna kurulmuş kendi televizyonumu izliyordum. Ancak bu
rahatlık artık kendini bıkkınlığa bırakıyordu. Günler böyle geçiyor ve ben doğru
düzgün yürüyememenin verdiği psikolojik çöküntüyle daha da sıkılıyordum.
Ama bir yandan da bacağım biraz daha iyileşiyor, daha rahat hareket ediyordum.
Bu şekilde geçen iki haftanın ardından artık okula gitme vaktim gelmişti.
Pazartesi günü okula gideceğim kesinleşti. Bu halde üst katlara
çıkamayacağım için sınıfımızı zemin kattaki fizik laboratuvarına taşıdılar. Artık
dersleri sınıfça orada işleyecektik. Sınıf, okuldaki diğer sınıflara göre daha
uzundu ve sınıfta U şeklinde birleştirilmiş, üzerinde çeşitli elektrik aksanları