24
24
Şekil 1. Vankomisin tedavisinin ve dışkı naklinin Clostridium difficile bulaşına etkisi. Deneyin başlangıcında farelere C. difficile bulaştırılıyor ve 7 gün süreyle klindamisin uygulanıyor. Daha sonra bu mikroplara karşı uygulanan vankomisin tedavisi iki kere başarısız oluyor. Dışkı tedavisi( kahverengi sürekli çizgi) bakterilerin sayısını azaltmayı başarırken bunun yerine tuz çözeltisi verilen( siyah kesikli çizgi) farelerde iyileşme gözlenmiyor.( T. D. Lawley vd., 2012’ den Türkçeleştirildi ve değiştirildi.)
sanayiine bir darbe vurmuştu. Bizde gerçekten de öyle mi bilmiyorum ama ABD’ de sadece tavuklara değil, sığır, domuz, koyun ve hindilere de su veya yem yoluyla düşük dozda antibiyotik veriliyor. Bu da hayvanları ortalama % 15 ağırlaştırıp çiftçinin kârını artırıyor. Avrupa’ da ise buna yönelik kısıtlamalar var.
İyi de mikroplarla savaşsın diye kullandığımız antibiyotikler, nasıl olup da hayvanın ağırlığını etkiliyor? New York Üniversitesi’ nden Martin Blaser ve ek ibinin 2012’ nin Eylül ayında yayınlanan araştırmasına göre bunun sebebi, antibiyotiklerin bağırsaklarımızdaki mikroplar üzerindeki etkisi.
Blaser’ in ekibi, bu etkiyi araştırmak için farelerin içme sularına 7 hafta boyunca düşük dozda antibiyotik ekledi. Bu işlem, erişkin farelerin vücutlarındaki yağ oranını artırdı, bağırsaklarındaki bakterilerin de dengesini değiştirdi: Besinlerdeki karbonhidratları yağ asitlerine çeviren bakterilerin diğerlerine oranı arttı, bu tepkimeleri düzenleyen genlerin de antibiyotik alan hayvanların bağırsaklarında daha etkin olduğu görüldü. Üstelik, düzenli antibiyotik alan farelerin karaciğerleri daha çok yağ üretir oldu. Bütün bunlar esnasında farelerin iştahı etkilenmedi, yani hayvanlar aynı miktarda besinle daha yağlı bir bedene sahip oldu. toprağa geçiyor. Toprakta biriken antibiyotikler, uzun dönemde ciddi tehdit oluşturabilir
Özellikle ABD’ deki hayvancılığın boyutlarını düşündüğümüzde büyük miktarda antibiyotiğin hayvan dışkısıyla toprakta bittiğini söyleyebiliriz. İnsandaki çok daha sınırlı kullanımında bile mikropların direnç geliştirdiği bu antibiyotiklere, topraktaki mikroplar direnç geliştiriyor olamaz mı? Bu sorunun cevabını St. Louis’ deki Washington Üniversitesi’ nden Gautam Dantas ve ekibi araştırdı.
Bunun için ABD’ de 11 ayrı noktadan aldıkları toprak örneklerini laboratuvarda belirli antibiyotikleri içeren çözeltilerde yetiştirdiler. Bu yöntem dirençsiz bakterileri durduracak, dirençlileri ortaya çıkaracaktı. Aslında bu, antibiyotik direncinin oluşumu için kabul edilmiş mekanizma( Şekil 2). Ortamda antibiyotik yokken bile, rastgele kalıtsal değişinimlerle belirli antibiyotiklere direnç kazanmış bakteriler diğerleriyle bir arada yaşar( Şekil 2A) ve aynı kaynaktan beslenir. Ortama antibiyotik girdiğinde dirençsiz bakteriler ya ölür ya da duralar( Şekil 2B), böylece meydan( ve besinler) dirençlilere kaldığından onlar çoğalır( Şekil 2C).
Yani hayvana yedirdiğimiz antibiyotik, bağırsaklarından geçerken oradaki mikroplar vasıtasıyla tüm vücut üzerine etki gösteriyor. Sonra ne oluyor? O antibiyotikler dışkıyla atılıyor, yani