23
Antibiyotiğin Fazlası Zarar
23
Tıp fakültesinde özellikle bulaşıcı hastalıklar uzmanlarının vurguladığı bir konuydu: Antibiyotik kullanımı ciddi bir işti. Herhangi bir durumda antibiyotik kullanılıp kullanılmayacağı, kullanılacaksa hangisinin tercih edileceği dikkatle değerlendirilmeli, bu karar bir kere verildi mi de sonuna dek kararlılıkla uygulanmalıydı.
Hocaların bunları vurgulamasındaki sebep, gerçekte tam da aksine, antibiyotiklerin hastalara pek düşünmeden verilmesi, verildikten sonra da kullanılıp kullanılmadığının birçok zaman takip edilmemesiydi. Bu gevşek kullanımın uzun vadede büyük zararı var: Bakteriler elimizdeki antibiyotiklere böyle böyle direnç geliştiriyor ve birer birer tıpta kullanılamaz hale geliyor. Buna daha sonra değineceğim.
Ama önce antibiyotiklerin daha yakın zamanda anlaşılmış bir özelliğinden bahsedeceğim: Antibiyotikler bakterilere karşı kullanılan silahlar olduklarından, yalnızca bize zararlı bakterileri değil, yararlı olanları da etkiliyor.
Yararlı bakteri tedavisinde alışılmadık bir yöntem: Dışkı nakli
Bize yararlı bakteriler mi dedim? Evet. Vücudumuzda çooook bakteri var. Aslında bağırsaklarımızdaki mikrop sayısı, bizim kendi hücre sayımızın neredeyse on katı. Bu mikroplar arasında hastalık çıkarmaya fırsat kollayanlar da var ama birçoğu zararsız, hattâ yararlı: Bizim sindiremediğimiz bazı besinleri sindiriyor, bağırsaklarımızdan emilebilir hale getiriyor, ayrıca B7 ve K vitaminlerini üretiyorlar.
Bu bakteriler sadece mevcudiyetleriyle bile, zararlı olabilecek olanlarına yer bırakmamak yoluyla bize fayda sağlıyor. Bu yararlı bakteriler aldığımız bir antibiyotikten etkilenirse, meydan o antibiyotiğe dirençli ve bize zararlı bakterilere kalabiliyor. O kadar ki Clostridium difficile adlı bakteri, bir insanda bu şekilde ağır ishale, hattâ ölüme sebep olabiliyor! Minnesota Üniversitesi’ nden Alex Khoruts, artık başka tedavilerden fayda görmeyip ölümü bekleyen bir hastasına çok başka bir yöntem uyguladı:
Kocasından aldığı dışkıyı, hastasına nakletti.( Bunun için kolonoskopi denen tekniği kullandı, yani anüs açıklığından kalın bağırsaklara bir boru uzatarak bu işi yaptı.). Naklin hemen ertesi günü ishal durdu, sekiz ay sonrasında hasta sağlığına kavuştu. Kocasının bağırsaklarından dışkı yoluyla gelen yararlı bakteriler, Clostridium difficile’ yi yenmiş gibi görünüyordu.
İngiltere’ deki Sanger Enstitüsü’ nden Gordon Dougan ve ekibi ise bu tedaviyi kontrollü bir deneyle sınadı( Şekil 1): Yedi gün boyunca sularına klindamisin adlı antibiyotiği ekledikleri farelere bir yandan ağız yoluyla C. difficile bulaştırdılar. Böylece yararlı bakterileri, bu zararlı mikropla değiştirdiler. Bu bulaşı vankomisin adlı antibiyotikle tedavi etmeye çalıştıkları her deneme sonrasında bakteri yeniden hortladı( Şekil 1). Sonunda sağlıklı farelerden aldıkları dışkılarla bu fareleri ağızdan tedavi edince( ıyyk!) C. difficile giderek azaldı, kaybolmadıysa da tehlikesiz seviyelere düştü( Şekil 1).
İğrenç bir şey ama hiç değilse bağışçı sıkıntısı çekilmez, diye düşünebilirsiniz. Ama bireylerin bağırsaklarında yaşayan bakteriler toplum genelinde farklılık gösterdiğinden, birbirlerine yakın bakteri taşıyanları bulup onlar arasında nakil yapmak gerekiyor. Bu çok zor değil, birbirine yakın yaşayan insanlar benzeri bağırsak bakterileri taşıyor olduğundan nakle uygun olabilir, yukarıdaki karıkoca örneğindeki gibi.
Buraya kadar antibiyotiklerin kısa süreli kullanımının açtığı bir sorundan bahsettim. Antiyotiklerin uzun vadeli kullanımı ise daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. En azından kasaplık hayvanlarda!
Kasaplık hayvanlara verilen antibiyotikler, faydalı bakterilerine zararlı
Vaktiyle Erman Toroğlu“ tavuklara antibiyotik veriyorlar” diyerek memleketin tavukçuluk