15
Tıp Eğitimi Kavramına Genel Bakış
15
Bir kavram olarak‘ Tıp Eğitimi’, Türkiye’ de özellikle son 10 yılda fazlasıyla önemsenmeye başlanan yeni bir konu olarak dikkatlerimizi çekiyor. Birçok toplantının, konferansın, sempozyumun veya buluşmanın temel konusu da olan Tıp Eğitimi’ nin bugün tartışılan bir kavram olması gayet olumludur ve açıkça belirtmek gerekirse bu tartışmaların sürekliliği de sağlanmalıdır. Bilginin üretilmesinin ve geliştirilmesinin öneminin giderek artmaya devam ettiği günümüzde bilgiyi üretecek insanlara yatırımın taşıdığı değer, ona diğer bütün yatırımlardan daha öncelikli bir konum kazandırmıştır. Bunun gerçekleştirileceği‘ eğitim’ de uygarlıkların başta gelen kozlarından biri haline gelmiştir. İşte bu yüzden‘ Tıp Eğitimi’ bugün daha geniş bir kapsam ve büyük umutlarla gündemde tutulmaktadır.
Uzak tarihte usta-çırak ilişkisi olarak gelişmesi kabul görmüş olan Tıp Eğitimi’ nde de 20. yüzyılın başlangıcından itibaren bir paradigma değişimi yaşanmaya başlamıştır. Bu değişim 2. Dünya Savaşı’ ndan sonraki soğuk savaş sürecinde ivmelenmiş; Avrupa’ yı, özellikle Almanya’ yı örnek alan Kuzey Amerika’ daki gelişmelerin karşısında Avrupa’ da ve Ada’ daki önemli merkezler bu alanda güç odakları olarak belirmişlerdir.
Oluşan yeni kavramlar, metotlar ve sistemlerle eğitimin geliştirilmesinde kullanılan mekanizmalar ve değerlendirme yöntemleri bir araya gelince; Tıp Eğitimi bugün tam anlamıyla bir sektör halini almıştır. Bu sektörün girdilerinin çeşitliliği yanında çıktılarının stratejik önemi tüm güç odaklarınca oldukça iyi kavranmış gibi görünmektedir.
Bu gelişmeleri takip etmeye başlayan Türkiye’ de; ilk zamanlar tartışmaların dar bir çerçevede şekillendiğini görebiliriz. Konu ile ilgilenmeye başlayan akademisyen sayısı artınca bazı başlıklarda kapsam genişletilmiş olsa da birçok konu sonuca ulaştırılamamış, düşünceler hayata bir türlü uyarlanamayan birer kavramsal ürün olarak arşivlerdeki yerlerini almışlardır.
Tıp Eğitimi ile ilgilenen herkesin tecrübelerinden ve okuduklarından kendine göre oluşturduğu bir bakış açısı mutlaka mevcuttur. Bundan bir adım daha ileriye giderek düşüncelerin sağlam temellere oturtulması ve sistematik hareket planlarının oluşturulması gerekliliği göz ardı edilmemelidir. Bunları yaparken dikkat etmemiz gereken ise planladığımız Tıp Eğitimi’ nin toplumun ihtiyaçlarına ne kadar cevap verebildiği ve ülkemizin sağlık alanındaki sorunlarına ne kadar çözüm üretebildiğidir. Günlük siyasi söylemlerin gölgesi altında kalan tartışmalar değerli hocalarımızı sadece bir kısır döngü içerisine itmekte ve sonuca ulaşılacak ortamların oluşmasını neredeyse imkansız kılmaktadır. Arzu ettiğimiz başarıya ulaşabilmemizin şartları; tıp eğitiminin bilimsel temellerine vurgu yapmamız, araştırmalarımızı derinleştirmemiz ve kamuoyunun ilgisini çekecek mesajlar iletebilmemizdir. Birçok farklı yerde bugüne kadar defalarca değindiğimiz gibi Tıp Eğitimi, geleneksel anlamıyla sadece daha iyi‘ mezuniyet öncesi eğitim’ ile değil, sağlık sistemi ve hizmet sunumundaki kalite artırımı ile tıp fakültelerinde ve sağlık sektöründe marka olabilecek girişimlerle de ilgilenmektedir.