Milliyet Australia Turkish Newspaper 25 June 2013 / 84 | Page 5

25 June 2013

Milliyet

AUSTRALIA TURKISH NEWSPAPER

TÜRKİYE 05

SÜLEYMAN ÜNAL s. unal @ zaman. az

Doktora tezi danışmanları

Bir yaban kedisi, ormanın içinde ve kimseye aldırış etmeden, önüne daktilosunu almış, tuşlarına tek tek basarak bir şeyler yazıyormuş.

Oradan geçmekte olan kartal,“ Hey kedi, her zaman korkarak gizlenir ve başkalarının avlarından yararlanmaya çalışırdın. Şimdi ne oldu da orta yerde kimseden korkmadan duruyorsun ve ne yazıyorsun?” diye sormuş.
“ Doktora tezimi yazıyorum” demiş yaban kedisi.
Kartal, gülümsemiş.“ Ya, öyle mi, peki doktora tezinin konusu nedir?”
“ Kedilerin kartalları nasıl avladıkları ve yedikleri üzerine çalışıyorum.”
Kartal başlamış kahkaha atmaya.“ Hadi canım sende, kedilerin koca kartalları yediği hiç görülmüş, duyulmuş şey değil, böyle doktora konusu olmaz.”
Kedi,“ İnanmıyorsan gel sana nasıl olduğunu şu ilerideki yerde göstereyim” diyerek kartal ile birlikte küçük ama mağara gibi bir deliğe girmişler. Biraz sonra kedi tek başına dişlerini kürdanla karıştırarak oradan çıkmış ve yine daktilosunun başına geçerek tak tuk yazmaya başlamış.
Biraz sonra aynı yerden geçen kurt yaban kedisinin ne yazdığını merak edip sormuş.“ Kedilerin kurtları yemesi hakkında doktora tezimi yazıyorum” cevabını almış. Kurt,“ Bu tezini aman kimseye gösterme, inanmazlar” diye alay etmiş.
Kedi,“ Gel istersen nasıl inandıracağımı sana göstereyim” diyerek, alaycı şekilde peşinden yürüyen kurt ile birlikte küçük mağaraya girmişler. Kurt, mağaranın loş ışığına alışmaya çalışırken aniden iki büyük hayvanın üzerine saldırdığını görmüş. Her tarafından yara alan kurt, can çekişirken yaban kedisi yanına gelmiş ve kulağına fısılamış:
“ Bak, bu çakal, bu da tilki. İkisi benim doktora tezi danışmanlarım olur.”
Tarih, tek başına veya grup halinde bile olsa zayıf görünen ama danışmanları veya arkalarındaki güç sebebiyle çok zararlı olabilen, ölümlere sebep olabilen, devletleri yıkan veya felç edebilenlerin eylemleriyle doludur.
İnsanlığın geçmişi, başkasına zarar vermek isteyen şahıs, aile, toplum ve devletlerle doludur.
Küçük bir köyde bile bazen akla gelmedik kötü yolları tercih edenler çıkabiliyor. Mesela, kıskançlık veya başka sebeplerle düşmanlık beslediği komşusunun ekinlerine zarar vermek isteyen kötü niyetli adam, ekin sahibinin çocuklarının eline yuvarlak cam parçası vererek, yaptıkları işin sonucunu ve neye mal olacağını düşünmeyen çocukların eliyle kendi ekin tarlalarını yaktırabiliyor. Güneş ışığını tek noktaya odaklayarak nasıl ateş çıkarabileceklerini komşu çocuklarına öğreten kötü komşu, çocukların kendi tarlalarını yakmasını uzaktan zevk alarak seyredebiliyor. Ekin tarlası yanan ve üstelik kendi çocuklarının elinden zarar gören adam ise ateşin yakılma sebebi ve nasıl olduğu hakkında bilgi sahibi olsa da neticede yakanlar kendi çocukları olarak göründüğü için çaresiz kalabiliyor. Yapabileceği tek şey, ya kendisi de komşusuna zarar verecek veya ekin tarlasını korumak için çareler arayacak. Çocuklar ise büyüdükleri ve akılları başlarına gelince komşularının kendilerine nasıl bir kötülük yaptığını anlıyor ama iş işten geçmiş oluyor.
Devletler arasındaki bazı münasebetler de böyledir. Komşu devletin veya rahatsızlık vermek istediği bölgesinin bahçesine yılan atmak isteyen de olabilir. Bazen böyle durumlarda diğer bahçe sahibinin de kendi bahçesine yılan atması muhtemel olacağı için riske girmeden istediğini elde etmek istiyor. Öyle olunca da hedeflediği devletin içinden veya adamları vasıtasıyla yangın çıkarmak veya kargaşa çıkarmak daha riski az ve sonucu sağlam yol olarak görüyorlar.
Reha Muhtar, Vatan gazetesindeki köşesinde birkaç yazı ile dünya genelinde devletlerin başka devletler üzerinde oynadığı oyunları yaşadığı olaylardan yola çıkarak anlattı. Türkiye içinde son zamanlarda içki satışı ve içilmesine düzenleme getirilmesi, Karadeniz ve Marmara arasında kanal açılması, İstanbul’ da yapılması kararlaştırılan 3. Boğaz köprüsü ve diğer büyük projelerin Türkiye’ nin gelişmesinden rahatsızlık duyanları endişelendirdiğini yazdı. Ülkenin gelişmesinin devam etmesinden rahatsızlananların Türkiye’ deki bazı çevreleri harekete geçirerek kendi amaçları için neler yapabileceklerini geçmişten örneklerle anlattı.
Büyük eylemlerin içindeki herkes suçlu değildir elbette. Masum niyetlerle hareket eden insanlar büyük resmi her zaman görmeyebilirler. Onları harekete geçirmek isteyenler her zaman uygun bir hikaye bularak istediklerini elde etmek için her yolu meşru görürler. Nitekim, sosyal medya denilen şey artık doğru ile yalanın birbirine eklenerek kafaları karıştıran orman alanı oldu.
Hikayedeki kedinin daktilo ile doktora tezi yazması kafanızı karıştırmasın. O hikaye bilgisayar kullanılmadan önce yazılmıştı, şimdilerde artık doktora çalışmaları bilgisayar ile hazırlanıyor. Avrupa ülkeleri başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin bazı doktora danışmanları, bilgisayar ve internetten yararlanılmadığı takdirde tezleri kabul etmiyorlar. Çünkü, eskisi gibi, kedilerin danışmanlarının yanına gitmesi için yakın bir yerdeki mağaraya veya deliğe gitmelerine gerek yok, danışmanlık uzaklardan da olsa internet sayesinde yerine getirebiliyor.

Kadıköy ' de Sivas katliamı anıldı

İstanbul’ da, Kadıköy’ de Sivas katliamında ölenleri anmak için yapılan gösteriye binlerce kişi katıldı. Gösteride Gezi Parkı eylemlerine de destek verildi.
Çok sayıda vatandaşın katılımıyla gerçekleşen mitingte, Sivas Katliamı ' nda ve Gezi Parkı eylemlerinde yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşu sırasında Sivas Katliamı ' nda ölenlerin isimleri anons edildi. " BAŞBAKAN ' IN MİTİNGLERİ BİTMİŞLİĞİN GÖSTERGESİ " Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Kemal Bülbül, alana kurulan sahnede yaptığı konuşmada tarihi bir an yaşandığını belirterek, İstanbul ' a yapılacak 3. Köprünün isminin Yavuz Sultan Selim olmasını kabul etmediklerini belirtti. Köprü ile meydana gelen ağaç, doğa katliamını unutup köprünün ismiyle uğraştıklarını ifade eden Bülbül, durumun siyasal İslam politikası olduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ' ün yapılacak başka büyük projelere Pir Sultan Abdal ve Hacı Bektaşı Veli isimlerinin verilebilineceğini söylediğini hatırlatan Bülbül, bunu kabul etmeyeceklerini belirtti. Bülbül, Cumhurbaşkanı Gül ' den talepleri olduğunu belirterek " Sivas ' taki üniversitenin adını Pir Sultan Abdal üniversitesi yap, Hacı Bektaş ve Dua Bilimleri Üniversitesi kur, Tunceli ismi bir askeri operasyon ismidir, Dersim yap. Dersim ' deki ü- niversitenin adını Seyit Rıza Ü- niversitesi yap " diye konuştu. Tüm muhalefete bir araya gelin çağrısında da bulunan Bülbül, Sivas katliamının görüldüğü davanın zaman aşımına uğramasıyla ilgili de " Bu tarihe sahip çıkmak zorundayız " dedi. " GEZİ PARKI TALEPLERİ DE- VAM EDİYOR " Öte yandan Taksim Dayanışması adına konuşmasını yapmak için sahneye çıkan Dr. Osman Öztürk de, Gezi Parkı ile ilgili taleplerinin devam ettiğini belirtti. Meydandaki kalabalık tarafından da " Hükümet istifa ", " Her yer Taksim, her yer direniş ", " Bu daha başlangıç, mücadeleye devam " sloganlarıyla Gezi Parkı ' na destek verildi. SAĞ VE AKKİRAZ ' DAN GEZİ
PARKI YORUMU Sanatçılar Arif Sağ ve Sabahat Akkiraz ' ın da destek verdiği mitingte ikili türküler ve deyişler söyledi. Türkülerinin ardından gündeme ilişkin konuşmalar yapan sanatçı Arif Sağ, " Bu çocuklar bize ders verdi. ' Sizin 70 senede yapamadığınızı biz bir gecede yaptık ' dediler. Siyasi eğitmen de oldular bizim için. Onlardan resmen ders alıyoruz. Umuyorum ki, bu ülkeyi yönetenler de bir nebze olsun ders alırlar. Ama görülüyor ki, ders almıyorlar. Gezi ' dekiler ve Taksim ' dekileri farklı kefeye koyuyor. Alışmış ' onlar ' ve ' bunlar ' şeklinde konuşmaya. Bu gençlerin peşinden gideceğiz, onları buradan alkışlıyorum. Yolları a- çık olsun " diye konuştu. Sabahat Akkiraz ise, Aleviler için yalanlar söylendiğini belirterek, " Başbakan, ' Alevi kardeşlerimiz ' diyor. Nasıl kardeşsek? Bizim davamız, yolumuz, direncimiz var. Yakına bak, Sivas ' a bak Kerbela ' ya bak, Gezi ' ye bak. Her yer Taksim her yer direniş " dedi. Yaklaşık 2 saat süren miting, olaysız bir şekilde sona erdi. Mitingin sona ermesinin ardından vatandaşlar, alanda biriken çöpleri toplayarak, alanı temizleyince belediyenin temizlik araçlarına yapacak temizlik kalmadı.

Erdoğan ve Fethullah Gülen hedefte!

Alman vekil Memet Kılıç Gezi olaylarına ilişkin Almanya’ da yaptığı açık hava toplantısında Başbakan Erdoğan ve Fettullah Gülen’ i hedef aldı.

Alevi açılımına destek...

Alman Yeşiller Partisi ' nin Göç ve Entegrasyon Sözcüsü Federal Milletvekili Memet Kılıç Gezi o- laylarına ilişkin Almanya ' da yaptığı açık hava toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Fettullah Gülen ' i provokatif ifadelerle hedef alarak hakarete varan suçlamalarda bulundu. Star gazetesi ' nin haberine göre, Bir araca çıkarak az sayıda kişiye hitap eden Memet Kılıç, kendisini dinleyenlere yarısı Almanca yarısı da Türkçe olmak üzere seslendi. Konuşmasında " Her yer Taksim, her yer direniş " sloganını da kullanan Kılıç, " Hedefimiz sadece AKP ve Başbakan Erdoğan değil, aynı zamanda Fethullah Gülen ' dir, İslamofaşizmidir " diye konuştu. Kılıç konuşmasında, " Başbakan Erdoğan Tunus ' ta yaptığı konuşmasında, Gezi Parkı ' ındaki ağaçları keseceğini ve üzerine bir alışveriş merkezi kuracağını söyledi. İstanbul ' da ve Türkiye ' de milyonlarca insan Erdoğan yönetimine karşı ayaklandı. Polis eylemcilerin evine kadar giderek salonlarına gaz bombası ve biber gazı sıktı " diye konuştu. Mücadelelerinin sadece AK Parti ve Başbakan Erdoğan ' a karşı olmadığını söyleyen Kılıç, Ahmet Şık ' ın ' İmamın sessiz ordusu ' kitabını da örnek göstererek, " Anlaşılan İmamın ordusu uyandı. Gaddarca yöntemlerle ve paramiliter gruplarla insanlara saldırıyorlar. Bu mesele İslamofaşizme karşı bir meseledir. İşte sallanıyorlar " diye konuştu.
Hükümetin terörün sonlandırılması için başlattığı çözüm sürecine paralel olarak yapacağı Alevi açılımı Alevi dedeleri tarafından olumlu bulundu. Açılıma, Alevi derneklerinden ve Alevi kökenli siyasetçilerden tam destek geldi.
Sinan Yerlikaya
Prof. Dr İzzettin Doğan( Cem Vakfı Başkanı, Âkil İnsanlar Heyeti üyesi: Alevi meselesine çözüm getirilmediği takdirde Türkiye ' de bir barışın gerçekleşmesi zor. Hükümetin atacağı a- dımlar olumlu gelişmelerdir. Atılacak adımlar Alevi derneklerinin ortak isteğidir. Biz 20 yıldır bunları gündeme getiriyorduk. Bunların gerçekleştirileceğinin taahhüt edilmesi önemli bir gelişmedir. Alevi-Sünni ayırımı ancak bu tip adımlarla giderilir. Fermani Altun( Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Genel Başkanı): Biz Alevi açılımı konusunda öteden beri Sayın Başbakanı destekledik ama son dönemde bazı hataları oldu. Özellikle köprüye Yavuz Sultan Selim isminin verilmesi bizi kırdı. Her şeye rağmen eğer bu açılım gündeme gelecekse biz yine destek veririz. Ayrıca 677 sayılı tekke ve zaviyelerin kapatılmasını öngören yasanın kaldırılması gerekmektedir. Görüştüğümüz AK Parti ' li bakanlar da buna destek veriyor. CHP halen statükoyu savunuyor. Sinan Yerlikaya( CHP eski Tunceli milletvekili ve MYK eski ü- yesi, yeni AK Partili): Bu konudaki olumlu çalışmaların kısa
Selahattin Özel
sürede tamamlanacağını düşünüyorum. Bu yönde bir çalışmanın başlaması dahi başlı başına önemli bir gelişme. Başbakan, Türkiye ' nin temel meselelerinin halledileceğini söylemişti. Bu da Kürt sorunundan sonra en önemli ikinci problem. Sıra Alevilere geldi. Herkes bu konuda katkı koymalı. Ortaya çıkacak çalışma bir göz boyama değil. Gerçekten sıkıntıların çözümüne yönelik. Hükümet kadar Alevi vakıf, dernek ve topluluklarının da samimi olması lazım. Selahattin Özel( Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı):“ Bir çağrı yapıldığında icabet e- der, bakarız. Gelen çağrıya baştan karşı çıkmayız. Konuşuruz, gidişata göre tavır alırız. İbrahim Yiğit( AK Parti İstanbul Milletvekili): Faruk Çelik bey, bir çalışma başlatmıştı. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitaplarına Alevilik-Bektaşiliğin alınması, Madımak ve Cemevlerinin statüsü konuları vardı. Kitaplarda Alevilik okutuluyor, Madımak Oteli kamulaştırıldı. Cemevlerinin yasal statüsü konusunda i- se, bir komisyon oluşturuldu. Alevi vatandaşlarımızın bütün derdi cemevlerinin yasal statü kazandırılması.

' Sosyal medyayı kullanan gençler yardım etsin '

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş, Gezi Parkı olaylarının sona ermesi için gençlerden yardım istedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Gezi Parkı olaylarının artık sona erdirilmesi için çağrı yaptı. Başkan Topbaş, sosyal medyayı iyi kullanan ve dil bilen gençlerden dünyaya her şeyin düzeldiğine dair mesaj vermesini istedi. Bundan sonraki süreçte halkın sıkıntılarının dikkate alınacağını bir kez daha vurgulayan Topbaş, " Farklı bir yönetim anlayışını ortaya koyacağımızı ifade etmiştim. Taksim ' deki olayları kullanmak isteyen gruplara fırsat verilmemesini istiyoruz. İçeride toplantı yaptığımız turizmciler endişe içinde. Burada bu devam ederse sıkıntı yaşanırsa 2020 Olimpiyatları hayal olur. Kaybeden biz oluruz. Kazanaların kim olduğunu biliyoruz " diye konuştu. Demokratik hak olarak bunu sergilemeyek isteyenlere söylenecek bir şeyi olmadığını belirten Topbaş, sosyal medyayı kullanan gençlerden destek istedi.“ En küçük bir durak projesini bile soracağız” sözleri hatırlatılan Topbaş sözlerini şöyle sürdürdü:“ Kadıköy Meydanı’ nı sorsak diyorlar, sadece Kadıköy’ e değil tüm İstanbul’ a sormak lazım. Haydarpaşaport’ u da halka soralım diyorlar İngiltere’ de de benzer bir proje olan Dockland yapıldı ve halka sorulmadı. Neden çünkü hükümet projesi, zaten sayın başbakanımız bunu seçim öncesinde sordu ve halktan yetki aldı. Biz yerel yönetim olarak halka sormalıyız diyerek bir otobüs durağını ifade ettik.
Her şeyi halka sorsak icraat yapamayız. Bu yıl bizim icraat bütçemiz 8.5 milyar dolar.” İstanbullulara seslenen Topbaş,“ Ricam bunun dozunu burada bakalım. Birileri buralardan rantlar kazanabilirler. Eylemi başından beri halk hareketi hale getirmek istediler, halk aradan çekilince oyunları bozuldu” diye konuştu. Şu an inşaatın % 80’ inin bittiğini belirten Topbaş, en kısa sürede Taksim’ i şantiye görüntüsünden kurtarmak gerektiğini belirtti.
İSMAİL BAKKAL ismailbakkal @ milliyet. com. au

İbadet ruhu

Sevgili okurlarım, Berat gecenizi tebrik ederim. Umarım Ramazana erer ve kabul olunacak ibadetler yaparız. Niye kabul olunacak dedim, zira dikkat edilmezse, gerekli dikkat ve hassasiyet gösterilmezse, belki yaptık zannettiğimiz ibadetlerimiz kabul olunmaz. Ben yaptım, oldu, ciddiyetsizliğinden uzaklaşıp, kulluğumuzu önemseyelim. Namazımızı namaz gibi kılalım, orucumuzu oruç gibi tutalım, yani kulluğumuzu Allahın bizden istediği gibi yapalım.

“ O namaz kılanların namazı yüzlerine( bir paçavra gibi) vurulacaktır.” Kuran’ da Rabbimiz böyle buyuruyor. Gelişi güzel kılınan namaz, dikkatsiz yapılan ibadetler geri çevrilir. Ramazan ayı geliyor, tutacağımız oruçlarımızın kalitesine dikkat edelim. Bir çoğumuzun eline açlıktan başka bir şey kalmaz. Çünkü Orucu yalnızca aç kalmak olarak görüp, elimize, dilimize, gözümüze, kalbimize ruhumuza oruç tutturmazsak eğer, aç kalmamızın bir anlamı olmaz.
Aslında Rabbimizin bizim aç kalmamıza ihtiyacı yoktur. Bizim aç kalmaya, aç doyurmaya, aç halinden anlar hale gelmeye, Allah için nimetlerden vaz geçmeye ve buna alışmaya ihtiyacımız vardır. Yalnız bizim değil yetiştirmeye çalıştığımız çocuklarımızın da biraz açlığa, yokluğa, darlığa alıştırılması lazım. Siz sizdeki varlığın, nimetlerin, güzelliklerin hep böyle devamlı sizde kalacağını mı zannedersiniz.
Ya açlık ve yoklukla denenirseniz, sizdeki bu imkanlar bir bir elinizden giderse, yokluk ve darlıkla başbaşa kalırsanız haliniz nice olur. Her istediğine kavuşan, hiç aç kalmayan, fakirlik ve yokluk bilmeyen bir kişi olarak yetiştirilmişşeniz ne yaparsınız. Hayat sizin için çekilmez ve yaşanmaz olur. Uzmanlar derler ki, çocuklarınıza yokluk ve darlığı tattırın. Her durumda ayakta kalmayı bilsinler. Ama biz onları bir gece bile aç yatırmıyoruz, bir gün bile öğle yemeği olmadan okula göndermiyoruz. Hal böyle olunca onların ne açlıktan haberleri olur, nede aç olan insanlardan haberleri olur. Zannederler ki, bütün insanlar kendileri gibi tok. Tok olunca da acın halinden anlamazlar, anlayamazlar.
İbadetlerin belli zamanlara yoğunlaştırılıp, diğer zamanlarda terk edilmesi yanlıştır. Sürekli bir kulluk ve ibadet eder şekilde yaşamak doğru olandır. Hz. Peygamber efendimiz( sav) şöyle anlatır bu meseleyi“ Allaha sevimli olan, ibadetlerin azda olsa sürekli olanıdır”.
Sadece mübarek gecelerde, sadece Cuma günü, sadece Ramazanda veya belli zamanlarda yapılan ama diğer zamanlar unutulan ibadetler veya böyle kulluk istenmiyor. 365 güne yayılmış, kışıyla-yazıyla, gecesi ve gündüzüyle hayatın geneline yayılmış bir kulluk yapmalıyız.
Arasıra ve aklına geldikçe aldığın ilaçla tedavi olamaz, şifa bulamazsın. Mutlaka doktorun söylediği doz ve miktarda almalısın, ne az nede fazla. Hastalıkların üstesinden ancak böyle gelinir. İbadetlerimiz de hem madden hem de manen bizim tedavimiz, şifamız, huzurumuz, olgunlaşmamız, dertlerimize deva’ mızdır. Kuran ve getirdikleri insanlar için şifadır. Ölçüsünü de o belirler, aksi halde kendi ölçülerimize göre kulluk ve ibadet yaparsak dünyada faydalanamayız ve ahirette de zaten bizden kabul olunmaz.
O halde orucu yalnızca Ramazanda tutup, diğer zamanlarda unutmayalım. Yılın geneline yayıp, Rasulullahın yaptığı şekilde yapalım. Adeta oruçla kanka olalım. Her fırsatta buluşalım. Faziletler, güzel huylar, hoş davranışlar, doğru kişilikler tıka basa yemekle olmaz. Orucu ve mahrumiyeti, nefsi terbiyeyi ve fedakarlığı öğrenmeliyiz. İnsan açlık esasına göre yaratılmıştır. Tokluk yani sürekli mideyi doldurup durmak insan için yanlış bir alışkanlıktır ve başka yanlışlara da sebep olur.
Peygamberimiz“ Biz acıkmayınca yemek yemeyiz, yemek yediğimizde de doymadan kalkarız” buyurmuşlar. Yani sürekli tok durmak değil, sürekli açmış gibi durabilmektir doğru olan. İnsanlık için açlık sorunmuş gibi gösteriliyor. Hayır ben buna katılmıyorum. Bence asıl sorun tokluktur. Peki acından ölen, aç yatan çocuklara ne demeli, işte o diğerlerinin sürekli tok olup, hiç aç kalmamalarından oluyor. Veya sürekli yemeyi zevk haline getirip, diğerlerini aç bırakmalarından oluyor. Biraz aç kalmayı bilebilseler, diğerleride yiyecek bir şeyler bulabilecekler.
Sadece 22 milyonluk Avustralya’ da insanlar, yediklerini eritebilmek için fitness centrelere yıllık 15 milyar dolar para harcıyorlar. Birde devletin obezite ve şişmanlık, birde buna bağlı hastalıklarla uğraşmak için harcadıklarını hesaba katarsanız, ne büyük bir israfın içinde olduğumuzu anlarız. O zaman niye dünyanın bazı yerlerinde insanlar niye perişan daha net anlaşılır.
Savcı, Evren ve Şahinkaya için 27 Eylül’ de mütalaa verecek
12 Eylül askeri darbesinin mimarları dönemin Genelkurmay Başkanı ve eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile Hava Kuvvetleri Komutanı Ali Tahsin Şahinkaya’ nın yargılanmasında karar aşamasına gelindi. Mahkeme, sanıklar hakkında mütalaa hazırlaması için duruşma savcısına süre verdi. Dava 27 Eylül’ e ertelendi. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ nde davanın dün 14’ üncü duruşması görülürken Ankara Adliyesi bahçesinde 12 Eylül mağdurları ve çeşitli sivil toplum kuruluşları sanıklar Evren ve Şahinkaya’ yı protesto etti.