Buradan bir merdivenle bir kat indiğinizde basık bir mekanda duvara bitişik olarak duran
Habib-i Neccar ve Şem’un Safa hazretlerine ait olan mezarlar huzuruna varıyorsunuz.
Burada asırların ağır ağır biriktirdiği mistik hava insanı sarıp sarmalıyor. Daha dar bir
merdivenle aşağıdaki inziva hücresine iniliyor. Çok büyük ihtimalle yapının bu bölümleri
Evliya çelebi’nin ziyaret ettiği zaman, tekke olarak kullanıldığı haliyle günümüze ulaşmış
olmalı. Hz. İsa’nın havarilerine Müslüman usulü mezarlar inşa etmiş olmamız, Hz.
Adem’den beri ahkamında ufak tefek farklar olsa da özü itibariyle değişmeyen ve her
devirde müminleri olan tevhit dininin yansıması olsa gerek. Hıristiyanlar tarafından da
kutsal kabul edilerek ziyaret edilen bu mekan Antakya’nın kendine has çok dinli ve çok
dilli kültürüne mal olmuş köşe taşlarından biri. Yolumuz iyi ki aziz İslam‘ın Anadolu’daki
eşiği olan bu güzel beldeye düştü ve şehrin büyüğünün huzuruna varmak müyesser oldu.
Selam olsun insanları hayatları pahasına tevhide davet eden sevgili marangozumuza ve
O’nun güzel arkadaşlarına.
28