kopya fanzin kopya fanzin -3 | Page 47

Giriş 101” gibi bir program yüklenmiyordur.
Ardından marketi devreden Ağa bir kamyonet alıp pazarcılık yapmaya karar verir. Elbette bu serüven de ilki gibi toptan bir hezimetle son bulacaktır. Ağa, önceleri diğer satıcılar gibi megafonla“ diğer insanları rahatsız etmemek için” çığırtkanlık yapamaz. Oysa burası İstanbul’ dur ve var olduğunu göstermenin / para kazanmanın her yolu mübahtır.
Ağa’ nın öğrenilecekler listesi bir türlü bitmez. Mallarını satmak için bağırması gerektiğini anlayan adam-ki layıkıyla yapmaya da başlarbu sefer de bürokratik engellere takılır. Kamyoneti-bir müşteriye satış yapmak için henüz uzaklaşmışken- polis tarafından çekilir, sayısız kağıt işi ve maddi külfet başlarına kalır... İşin komik yanı, Ağa ve Kahya’ nın arabalarının çalındığını düşündükleri için emniyete gitmeleridir. Kamunun, şehirde park etmeye yönelik tasarruf hakkından bihaber oldukları için, durumu algılamaları uzun sürmüştür. Ağa ve Kâhya bundan sonra seyyar olarak meyve-sebze satmaya karar verir fakat-bir kara mizah örneği olarak- zabıtadan kaçılması gerektiğini bilmediklerinden bu deneyim de acıklı bir şekilde son bulur.
Turgul’ un tüm film boyunca hissedilen kara mizahı, Ağa’ nın camide abdest alırken parasının çalınmasıyla tavan yapar. Sanki senarist, adamın yeni düzene ayak uydurmasını engellemek için tek tek Murphy Yasalarını uyguluyordur. Üstelik alicenaplığın camide işleniyor olması kentin yiten masumiyetine ağıt gibidir. Ağa ne yapsa olmuyor, Merkez’ e her tutunma çabası kati bir başarısızlıkla son buluyordur. En sonunda intihara kalkışan adam, aynı Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni’ ndeki Haşmet Asilkan gibi, bunu ironik bir şekilde başaramaz. Yani Turgul, Ağa’ yı öldürmez ama süründürür; hatta bir eski düzen muktedirinin düştüğü acınası halden zevk aldığı bile söylenebilir.
Ağa’ nın da Adı Yok!
Ağa’ nın bir ön ismi yokmuş gibi sadece“ ağa” olarak çağrılması-hikâyenin sonunda kendine“ züğürt” sıfatını ekleyene kadar- ilginçtir. Söz gelimi filmin ilk yarısında“ Ben karı istiyem” repliğiyle tanınan baba Abdo da( Bahri Selimhocaoğlu) bir ağadır ama ona ismiyle ünvan grubu oluşturacak şekilde seslenilir. Şahsi kanaatim bu durumun Ağa’ nın sembolik düzende“ ağa” kelimesinin imlediği kısır alana hapsoluşunu göstermek için özellikle yaratıldığı yönünde. Öyle ki sistemin çarkları işlerken, kan yoluyla aktarılmış ayrıcalıklı hakların taşıyıcısı olan bu sözcük, düzen iflas ettiğinde Ağa’ nın sıkıştığı bir cendere işlevi kazanacaktır. Zaten filmde Ağa’ nın yaşadığı en temel zorluklardan biri“ ağa” etiketinin kendini aşındırmasıdır. Söz gelimi Kâhya’ yı azat ettiği sah-
45