gelerek onu“ fethetmek” isteyen İbrahim Tatlısesvari bir arabesk müzik yorumcusunun ilişkisini, Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni’ nde de çektiği sabun köpüğü filmler kar etmeyen bir yönetmenin yeni düzene ayak uydurmak için toplumsal sorunlara dokunan bir film yapma mücadelesini konu edinir.
“ Niçin Hiçbir Şey Eskisi Gibi Değil?”
Züğürt Ağa filmi yukarıda bahsi geçen çevre-merkez ikiliği üzerinden okunursa kendine özgü bir kültürün taşıyıcısı olan Ağa’ nın, artık kendine yaşam alanı bulamadığı için Merkez’ e göçüşü görülür. Doğrudan Dönemin Ruhu’ yla( Zeitgeist) bağlantılı olan durum, esasında Merkez’ in oyunun kurallarını değiştirişinden-24 Ocak Kararları’ yla başlayan süreç- ve yeni bir oyuna dâhil oluşundan
-Neo-liberal ekonomi- kaynaklanmaktadır. Filmde Ağa’ nın köyünü kötü iklim şartları ve marabalarının ihaneti yüzünden satıp terk ettiği görülmektedir fakat bu sadece dramatik bir hiledir. Anlatılan hikâye esasında sarsılmış Türkiye tarihinin bir dışavurumudur. Şartlar, Çevre’ yi öylesine aşındırmıştır ki göç, köy toplumsal formasyonunun en güçlü kişilerini de içine alacak şekilde büyümüştür! Marabalarla birlikte Ağa’ lar da göçmektedir … Çevre’ nin Merkezi, yaşadığı yeri terk ederek Merkez’ in Çevresi’ ne( büyükşehir gettosu) eklemlenmeye çalışmaktadır. Yani alt metinde vurgulanan nokta; tarihsel olarak geri kalmış, ama hala yaşama şansı bulan, bir örgütlenmenin neo-liberal sistem tarafından çözülmesidir.
Bilinmesi gerekir ki neo-liberal politikaların tarımsal desteği ortadan kaldırma eğiliminde olması kırsal yoksulluğu kaçınılmaz hale getirmiştir. Kırdan çıkan nüfus yeterli çalışma ve güvenlik imkânları bulamamakta, çarpık bir uyum sürecine maruz kalarak kent nüfusuna dahil olmaya çalışmaktadır.( 2) Bu bağlamda film; dönemin gerçekliğini, semboller yoluyla anlatmayı tercih etmiştir. Örneğin iklimin kötü gidişi hakkında Ağa’ nın çorak toprağa eğilip ona söyledikleri dikkate değerdir:
“ Eskiden buraları bambaşkaymış. Rahmetli dedem anlatırdı. Bir yeşil ki bildiğin gibi değil... Çok cömertmişsin, hayvanlar yemekten çatlarmış. Her taraf ekin aha bu boy … Ama ne oldu da değiştin? Birimiz bir bok yedik ama kim? Ben günahı boynuna babadan şüpheleniyorum. Yoksa garezin bana mı? Niçin hiçbir şey eskisi gibi değil?”
Ağa’ nın yukarıdaki sitemi, onun hikâye boyunca yaşadığı / yaşayacağı çöküntünün esas sebebidir. Adamın burnunun dibinde radikal ve kontrol edemediği bir değişim olmuştur. Atalarının titizlikle kurallarını belirlediği oyun, artık oynanmaya değer bulunmayacak bir haldedir;
43