Bahtiyar
28
Bahtiyar
Cansu Sena
Dünya tersine dönüyor denildiği anda, Zamanın kum saati gibi yukarı aktığını sanmam yanılgısı. Çimlere oturduğumda; bağdaş kurmanın verdiği cesaret bu. Büyük cümleler içindeki küçük harflerin yalnızlığı. Bilinmeyen sancılar çekmecesi gibi bir şey bu. Gönlümün bir küçük anarşistliği ve kelepçeli elleri. Kollarımda pek görülmeyen yaraların, Yerini ezbere bilme stabilliği bu. Kendimi nereye sakladığımı bilmiyorum. Neden kapattım bilmiyorum ki Zaten bu tuğlalar içten bizi, dıştan yine bizi yıkar. Yani sorup dursam kendime; arada birkaçını deşip bir pencere açabilir misin, diye? Bilmiyorum ki bilmemek bu. Ama yine de sana bütün bu kozmik olayların fiziki açıklamasını yapma isteği, Fazla hayal kurmam ve onları sabah matinesinde oynatmam, Yine de en yakın yükseklikten atlayıp yaşama düşüncesi Ve bunun da fiziki açıklaması, Hayat teoremleri, ispatlı duygular çuvalı … Bu biraz da hissedilebilen şeylerin tanısı ya da sanrısı. Bilmiyorum ki bilmemek bu. Ama biraz da Ankesörlü telefondan arayıp da:“ Seni yalnız bir değil birçok kez biriktirmek istiyorum.” deme hevesi. Küçük bir kısım da: Cam kenarında hayal ettiğim yaşlı bi’ adamın profili. Babasından kalan piposuyla; borç hesaplamaları, su faturaları, bilumum artan kirası. Adı bahtiyar olsun derim ben ve o sıra kendini yangın merdivenlerinden sallandırmaya gider. İsminin verdiği tezatlıkla:“ Bak sen şu işe” derim ben,“ iyi adamdı” Çünkü hiç var olmamıştı.